
Edinburgh
54 fotoğraf · Avrupa

GEZGINBOCEK
gittimgordumyazdim
İskoçya’nın başkenti Edinburgh mimarisiyle, atmosferiyle bir Ortaçağ şehri görünümünde. Londra’dan sonra Birleşik Krallığın en çok ziyaret edilen ikinci şehri.
Edinburgh’a İstanbul’dan direkt uçuşlar var ya da Londra’dan tren ve otobüsle ulaşmak da mümkün. Biz ise oğlumun mezuniyeti için gittiğimiz Nottingham’dan yaklaşık 4,5 saatlik bir tren yolculuğuyla gittik. Pandeminin son dönemlerinde maskelerle yapılan zorlu bir yolculuk olsa da etrafı, doğayı, geçtiğimiz şehirleri (York, Durham vb) izleyerek gitmek güzeldi. Diğer bir sikinti ise, trenin çok kalabalık olmasıydı. (Hatta ayakta bile yolcular vardı) Çünkü 2 senedir pandemi nedeniyle yapılamayan Edinburgh’un unlu sanat festivali Fringe’in bu sene (2022) yapılması ve bizim de bu tarihlerde Edinburgh’ta olmamızdı.
Edinburgh’ta festival nedeniyle bizi bekleyen kalabalığın dışında bir sürpriz daha vardı. En sıcak ayların Temmuz, Ağustos olduğu ve bunun da ortalamasının 15-20 derece olduğunu okumuştum ve her zaman yağmura hazırlıklı olmalıydık. Ama bizi 2022’nin Ağustos ayında 27 derece ve güneşli bir Edinburgh karşıladı ve 3,5 günlük seyahatimiz boyunca son gün, kısa suren bir yağmur dışında hep güneşli bir havada gezdik. Küresel ısınmanın olumsuz etkisi olsa da bizim için büyük bir şans.
Biraz İskoçya’dan bahsedersek;
Birleşik Krallık İngiltere, İskoçya, Galler ve Kuzey İrlanda olmak üzere dört kurucu ülkeden oluşmakta. Büyük Britanya’nın en kuzeyinde yer alan İskoçya, irili ufaklı 790 adadan oluşmakta ve bunların 130’unda yerleşim var. İskoçya’nın dağlık bölgesi Highlands, deniz seviyesine yakın Central Belt ve tepelik arazi Southern Uplands. Highlands özellikle vadi, şelale ve ormanlık alanlarıyla fotoğraf ve doğa tutkunlarının ilgisini çekmekte.
Kısaca tarihinden söz edecek olursak, 1707’e kadar bağımsız bir devlet olarak varlığını sürdürmüş ve sonra Büyük Britanya Krallığını olusturmak için İngiltere ile siyasi birlikteliğe girip, Büyük Britanya Parlamentosuna katilmiş. Ancak Londra’daki parlamento ve saraydan yönetilmekle birlikte hukuk sistemleri ve kiliseleri ayrı. Kendine ait başkenti, bayrağı ve parlamentosu var.
İskoçya, viskisi, İskoç erkeklerinin giydiği etek kilt, ulusal çalgısı gayda ile, İngilizlere karsı isyan bayrağını kaldırıp, İskoç bağımsızlığı için mücadele eden William Wallace ( bizlerin Mel Gibson’unun başrolünü oynadığı Brave Heart filminden hatırlayacağımız) ile, penisilini keşfeden Alexander Fleming ve telefonu icat eden Alexander Graham Bell ile meşhur. Bu arada Harry Potter yazarı J.K. Rowling’i de unutmamak lazım.

EDINBURG
Old Town ve New Town iki kısımdan oluşan başkent Edinburgh 500 bin nüfusa sahip. Unesco Dünya Mirası listesinde yer alan Old Town’da gezerken kendinizi Ortaçağ’da hissedebilirsiniz.
New Town her ne kadar şehrin yeni kismi olsa da, Old Town’un yeterli gelmemesi nedeniyle 18. Yüzyılda kurulmuş. Yani bu bölge de oldukça tarihi bir bölge. Old Town’dan büyük bir park ile ayrılmakta.
Edinburgh eski cağlarda cadı avı ile meşhurmuş. 14. Yüzyıldan itibaren cadı avlarında yaklaşık 4000 kişi cadı olduğu gerekçesi ile oldurulmuş. Ayrıca 17. Yüzyılda da veba salgını nedeniyle binlerce kişi olmuş. Edinburgh yürüyerek gezilebilecek bir şehir. Bu seyahatin olmazsa olmazları, Royal Mile, Edinburgh Kalesi, Royal Palace, Calton Hill, Scott Aniti, Princes Street’de dolaşmak ve viski…

ROYAL MILE
Edinburgh Kalesinden başlayıp, Holyrood Palace’a kadar uzanan kraliyet yolu yaklaşık 2 km.lik bir yol. Kaleden Holyrood Palace kadar yürüdüğünüzde tarihi Edinburgh’un hemen hemen tamamını görmüş olursunuz.
Bu cadde şehrin en turistik caddesi, hediyelik eşya dükkânları, kafe ve publar var. Buralarda viski tadımı yapabilirsiniz ya da kalenin hemen çıkışında Royal Mile üzerindeki The Scotch Whisky Experience’de viski hakkında açıklayıcı bilgilerden sonra tadım yapmaya başlayabilir ve ardından viski koleksiyonlarını görebilirsiniz.
St. Giles Katedrali de bu cadde üzerindedir.
1723-1790 yılları arasında yaşamış ve modern ekonominin babası olarak kabul edilen İskoç Adam Smith’in heykeli de Royal Mile üzerindedir.
Royal Mile’da yürürken Wynd ve Close ile biten sokaklar dikkat çeker. Ortaçağ’da verilmiş olan bu isimlerden Wynd ile bitenler halkın kullanımına açık, genelde sonunda bahçe olan sokaklar iken, Close’lar ise sonunda özel mülk olan çıkmaz sokaklar. Bunlardan en unlusu Mary King Close. Adını 1600’lerde Mary King’den alan cadde 19. yy.daki yapılaşma nedeniyle tamamen yer altına inmiş. Şehrin 16. Ve 19. Yüzyıllardaki halini, evleri , sokakları görmek mümkün. 2003’den beri bu yerleşim yeri turlarla gezilebiliyor.
Royal Mile’in kaleden başlayıp sonuna kadar yürüdüğünüzde, Holyrood Palace ulasirsiniz. Hemen karşısında ise İskoçya Parlamento Binasını görebilirsiniz.

EDINBURGH CASTLE
Old Town’da yer alan kale İskoçya’nın en unlu turistik destinasyonu olarak kabul ediliyor. Unesco Dünya Mirası listesinde yer alan kaleden tüm şehir manzarasını seyretmek mümkün ve kale şehrin birçok yerinden görülebiliyor.
Kalede bulunan bir toptan her gün saat 13.00 de bir top atisi yapılıyor. Bu seremoniye One O’clock Gun adi verilmiş. Bu saate orada olursanız izleyebilirsiniz.
Kale bölgesinde M.O 2. yy uzanan insan yaşamının olduğu tespit edilmiş. Kalenin ilk inşası ise Bronz Çağına kadar uzanıyor. Günümüzdeki yapı ise 12. yy.da Castle Rock adi verilen eski bir volkan kalıntısı üzerine I.David tarafından inşa ettirilmiş. Kaleye girişte William Wallace’ın ve diğer bir milli kahraman Robert Bruce’un bronz heykeli var. İskoçya’nın bağımsızlığı ve İngiltere egemenliğinden kurtulması için mücadele eden William Wallace İngiltere kralı I.Edward’a karşı bir çok savaş kazanmış. En unlusu Stirling Köprüsü Muharebesidir. Komutasında İskoç ordusu sayıca ustun İngiliz ordusunu yenmiş. İskoç halkı tarafından kahraman olarak görülse de İngiltere Kralına sadik kişiler tarafından düşman olarak görülüp, 1305’de vatan hainliği sucuyla idam edilmiş.
Kalenin en eski kismi St. Margaret’s Chapel 12. yüzyılda yapılmış ve şehrin en eski yapılarından, evlilik ve vaftiz törenlerine ev sahipliği yapmış. Kraliçe Margaret onuruna 1130’da inşa edilmiş.
Kalenin görülmeye değer mekânları:
Kraliyet Sarayı Zindanları, 1. ve 2. Dünya Savaşı Şehitler Kilisesi, St. Margaret Şapeli, Taç Odası, The Great Hall. Kalenin hemen çıkışında otopark olarak kullanılan alan, daha önce idamların yapıldığı yermiş. Şimdi ise Edinburgh’un en önemli gösterisi Military Tattoo yani Edinburgh Askeri Bandosu’nun yapıldığı alan. Bando 1950’de emekli askerler ve ailelerinden kurulmuş. Kaleyi gezmek için 2-3 saat gerekli ve kale her gün , 1 Nisan-30 Eylül tarihleri arası 9.30-18.00, 1 Ekim- 31 Mart tarihleri arasında ise 9.30-17.00 arası ziyarete açık. Edinburgh’un en turistik mekânı olduğu için biletleri online almakta fayda var. Kapıda bilet kalmayabiliyor.

ST. GILES KATEDRALI
Edinburgh’un Katedrali St. Giles Katedrali ve koruycu azizi ise St. Giles. İskoçya kökenli bir Protestan mezhebi olan Presbiteryenlerin ana merkezidir bu katedral. Ayrıca İskoçya’nın en önemli şövalye birliği Devedikeni Tarikatı’nın şapeli de bu binada. 1243’de inşa edilen katedralin en dikkat çeken yeri kulesi.
Katedralin hemen arkasında ise krallıkların birleşmesinden önce 1639-1707 yılları arasında kullanılan Eski Parlamento Binası bulunmakta. Binanın önünde ise Reform döneminde Protestanlara liderlik eden John Knox’un heykeli var.

HOLYROOD PALACE
Kraliyet ailesinin İskoçya’ya geldiğinde konakladığı saray Holyrood Palace. 16. yüzyıldan beri resmi davet ve törenlere ev sahipliği yapiyor. 1503 yılında 4. James Holyrood Manastırının yanına barok tarzda Holyrood Palace inşa ettirmiş. Sarayın bazı kısımları ve sanat galerisi gezilebiliyor.

HOLYROOD PARK 12. yy.da kraliyet ailesi tarafından avlanmak için kullanılan park, şehrin en büyük yeşil alanı.
ARTHUR’S SEAT VE SALISBURY CRAG Park sınırları içinde bulunan Arthur’s Seat (Arthur’un Koltuğu) adını Kral Arthur’dan almış, 251 metre yükseklikteki sönmüş bir volkanın zirvesindeki geniş tepe. Yürüyerek tırmanmak ve şehrin panoramik manzarasını seyretmek mümkün. Parkın diğer yanında ise Salisbury Crag bulunmakta. Burası da çok yüksek olmayan ve kolaylıkla çıkılabilen bir kayalık. Eğer trekkingden hoşlanıyorsanız bu iki tepeye rahatça çıkabilirsiniz.
ISKOC PARLAMENTO BINASI Holyrood Palace’in karşısında bulunan parlamento binası tarihi dokuyla pek uyuşmayan modern bir bina.

PRINCES STREET
Old Town’dan büyük bir parkla ayrılan New Town’un önemli caddelerinden. 1700’lu yılların sonlarından günümüze kadar şehrin alış veriş merkezi olmuş Princes Street. 1688-1746 arasındaki Jakobit ayaklanmasının bastırılmasının ardından kentsel yenileme projesiyle inşa edilmiş. New Town’un diğer önemli caddeler ise George Street ve trafiğe kapalı olup, pek çok kafe, pub ve restoranın olduğu Rose Street. Alış veriş ve yürümekten yorulduğunuzda ise Princes Street Bahçelerinde bir kahve molası verebilirsiniz. Cadde üzerinde dikkat çeken bir başka şey ise Scott Aniti.
SCOTT MONUMENT
Sir Walter Scott, İskoçya ile özdeşlemiş bir yazardır. 1846 yılında onun anısına yapılmış olan bu anıt dünyada bir yazara adanan en büyük anıt olma özelliği taşıyor ve romanından çeşitli karakterleri temsil eden 64 figürle süslenmiş. Eğer 287 basamağı çıkmayı göze alırsanız, şehrin manzarasının tadını çıkardıktan sonra yazarin hayatına ilişkin bilgilerin olduğu müzeyi de ziyaret edebilirsiniz. İskoç edebiyatının en önemli isimlerinden olan Sir Walter Scott’un Waverley isimli romanı Bati edebiyatının ilk tarihi romanı olarak kabul edilir ve bu nedenle Edinburgh’un ana tren istasyonuna Waverley adi verilmiştir.

CALTON HILL
Princes Street’in sonunda yer alan Calton Hill, Unesco Dunya Mirasi listesinde. Güzel Edinburgh manzarası ve tepedeki anıtlar nedeniyle önemli turistik mekanlardan biri. Burada yer alan anıtlar: Ulusal Anıt, Napolyon Savaşlarında hayatını kaybeden İskoç askerleri anısına Atina’daki Panteon’dan esinlenilerek yapılmış. Nelson Aniti, Trafalgar Savaşında hayatını kaybeden Amiral Lord Nelson için yapılmış teleskop seklindeki anıt. Dugal Stewart Aniti, Iskoc filozof Dugal Stewart için yapılmış ve günümüzde Edinburgh’un simgesi olan anıt. Siyasi Şehitler Aniti, Fransız Devrimi üzerine parlamenter reform yapmak isteyen 5 siyasi için yapılan dikilitaş. Bu anıtları görüp, şehrin manzarasını izledikten sonra yürüyerek Princes Street’e inebilirsiniz.

ROYAL BOTANIC GARDEN 1670 yılında bitki çeşitliliğinin korunması amacıyla çalışmalar yapan iki akademisyenin öncülüğünde kurulmuş. Egzotik çiçeklerin yer aldığı, dünyanın pek çok yerinden getirtilen ağaçların olduğu arberetum.
GREYFRIARS KIRKYARD
Greyfriars Kilisesi şehrin en eski mezarlığının olduğu bir kilise ama burayı önemli yapan ise bir kopek ve onun heykeli ile mezarı. Greyfriar’s Bobby olarak bilinen kopek,1858’de sahibi John Gray’in cenazesinde onu mezarına kadar takip edip, sonra da buradan hiç ayrılmamış ve 14 yıl boyunca ölene kadar sahibinin mezarı başında yaşamış. Ölünce sahibinin hemen yanına gömülmüş. 1873’de İskoçya Ulusal Müzesinin karşısına heykeli dikilmiş. 4. George köprüsünden sonra hemen heykeli görürsünüz.

VICTORIA STREET 1800’lerin başında eski şehir bölgesini canlandırmak amacıyla yapılmış. 1837 yalına kadar Bow Street adıyla anılmış. Renkli binaları ,kemerleri ile Harry Potter’daki Own Diagon Alley’e benzetiliyor. Harry Potter temalı pek cok mağaza da bulunmakta bu caddede. En çok fotoğraflanan cadde olma ozelligine de sahip. Ayrica ust katlarda yer alan restoran ve publarin teraslarında oturup bir şeyler yiyip içebilirsiniz.

COWGATE STREET VE GRASSMARKET
Royal Mile paralel uzanan caddedir. Cowgate streetin sonunda Grassmarket’e cikilir. Ortaçağ’da büyükbaş hayvan pazarı olan Grassmarket ayni zamanda halka açık idamların yapıldığı bir yermiş. Şimdi ise kafe ve publarla dolu. Bu bölgedeki Vennel Merdivenleri Edinburgh Kalesi’ni fotoğraflamak için en güzel yerlerden biri.

DEAN VILLAGE
Şehrin en uzun nehri olan Water of Leith’in etrafında konumlanmış olan Edinburgh’un bir koyu olan Dean Village’e Royal Mile’den 10 dakikalık bir yürüyüşle ulaşabilirsiniz. Koy 1800’lerin işçiler için tasarlanan çalıştıkları değirmenlerin ve evlerinin olduğu bir bölge. Well Court bugün dikkat çeken bir bina, zamanında işçiler için yapılan bir evmiş. Dean Bridge’den geçip sokaklarda ve nehir kenarında yürümeli.

CIRCUS LANE
Dean Village’de, geçmişte ulaşım araçlarının ve atların durduğu garaj ve ahir bölgesi olarak kullanılmış Circus Lane. Yan yana dizili sevimli tas binaların olduğu sokak mutlaka görülmeli.

SCOTTISH NATIONAL GALLERY OF MODERN ART Dean Village’i gezdikten sonra Leith Nehri kıyısından yürüyerek bu müzeye gidilebilir. 1900’lerden günümüze çağdaş sanat örneklerine evsahipligi yapan müzede Picasso, Dali, Matisse gibi sanatçıların eserleri yer alıyor. Sureli sergiler dışında ücretsiz.
SCOTTISH NATIONAL GALLERY EDINBURG
Rönesans’tan 19. Yy. sonuna kadar olan bir sureci içeren İskoçya’nın ulusal sanat koleksiyonunun sergilendiği müze. Monet, Cezanne, Van Gogh gibi sanatçıların yanında İskoç sanatına ilişkin eserlerde yer almakta. Sureli sergiler dışında müze ücretsiz.
NATIONAL MUSEUM OF SCOTLAND Doğa, kültür, sanat ve teknoloji ile ilgili 20.000 den fazla eser içeren bir koleksiyona sahip. Ücretsiz.

WRITER’S MUSEUM
İskoç edebiyatının önde gelen üç ismi Robert Burns, Walter Scott ve Robert Louis Stevenson’un eşyaları, el yazmaları sergileniyor. Ücretsiz.

ROYAL YACHT BRITANNIA
Deniz kıyısındaki Leith bölgesinde bulunan Kraliçe Elizabeth’in 1954-1997 yılları arasında kullandığı yat. 43 yıllık hizmet suresinde 1 milyon km.den fazla yol kateden yatta kraliyet ailesine gönderilen hediyeler, kraliyet ailesine ait fotoğraflar, koleksiyonlarına ait parçalar yer aliyor. Bu bölgeye gitmek için otobüse binmek gerekmekte ya da Water of Leith Walkway adli yürüyüş yolunu kullanarak dere boyunca keyifli bir yürüyüşle ulaşabilirsiniz. Ayrıca Uber de iyi bir seçenek.
. ROSSLYN CHAPEL
Şapel Edinburgh yakınlarındaki Roslin kasabasinda. Rosslyn Şapeli ya da diğer adiyla Aziz Matthew Birleşik Şapeli 1446 yılında Sir William St. Clair tarafından esinin anısına yaptırılmış.
“Da Vinci Şifresi” romanı ve filmi ile dikkatleri üzerine çeken Rosslyn Chapel’inin bütün duvarları derin anlamlar taşıyan oymalarla süslenmiş. Gotik mimari tarzının bir örneği olan şapelde incilde anlatılanları betimleyen resim, heykel ve kabartmaların yansıra bulunan semboller yalnızca Hristiyanlık ile değil, Musevilik, Paganlık ,Tapınak Şövalyeleri ve Masonlukla da ilişkilendirilmekte. Şapeldeki sütunlardan biri Ustalık (Duvarcı) Sütunu olarak adlandırılırken, diğer ikisini adi Kalfalık Sütunu ve Çıraklık Sütunu. Binanın içinde Paganizmin bereket sembollerinden “yeşil adam” oymaları da çok fazla yer almakta.
Bu gizemli Şapelde “Kutsal Hac “(Isa’nin gerildiği çarmıhın bir parçası), “Kutsal Kase”, kayıp el yazmaları gibi birçok kutsal emanetin Tapinak Sovalyeleri tarafindan Kudus’ten getirildiği ve bu sapelde saklandigi iddiaları hala geçerliğini korumaktadır.
Bütün bu güzellikleri görmek için Edinburgh’tan 20-25 dakikada araba ile ulaşmak mümkün ya da South Bridge caddesi üzerindeki duraklardan 37 no’lu otobüslerle 45 dakikada gidebilirsiniz. Pazar günü 12.00-16.45, diğer günler ise 9.30-17.00 arası açık. Önceden online bilet alınırsa çok daha iyi olabilir çünkü belli sayıda kişi alınıyor.

VE ISKOC LEZZETLERI
İskoçya’nın geleneksel yemeklerinden olan haggis, sakatatlardan yapılan bir yemek . Önyargısız, denenebilir. Scottish Salmon, Kuzey Denizinin lezzetli somonu önerilir. Patates püresi Tatties, kıymanın hamura sarılarak kızartıldığı Scotch Pie, ve mutlaka Fish&Chips yanında İskoç birasi Innis&Gunn. Tatlı ise krem şanti ve böğürtlenli Cranachan.

The Elephant House Cafe, J.K Rowling Harry Potter'in buyuk bir bolumunu burada yazmis. Ne yazik ki biz ordayken kapaliydi.
