
Kopenhag
11 fotoğraf · Avrupa
İskandinavya seyahatimizin son durağı Kopenhag'dayız. Oslo'dan uçakla Kopenhag'a geçtik. Tabi ki, tren,otobüs ya da feribotla da gidebilirsiniz ama zamandan tasarruf etmek için biz uçağı tercih ettik. Kopenhag havaalanından trenle şehir merkezinden biraz uzaktakiotelimize ulaştık.Otele hemen yerleşip, otobüsle şehir merkezine gittik.
Danimarka, en küçük İskandinav ülkesi.Kopenhag , Zealand (Sealand) Adası üzerine kurulmuş. Colombia Üniversitesinin, 3 yıl süren geniş çaplı araştırması sonunda, Danimarka, dünyanın en mutlu insanlarının yaşadığı ülke olarak açıklanmış. Kopenhag yaşanabilecek en iyi kentlerden biri olarak gösterilmekte. Bunun nedeni Danimarka'nın 'Refah Devleti' anlayışına sahip olması olsa gerek. Durum böyle olsa da, bazen aşk ve sevgi, bu sıralamada hiç yer almayan ya da çok sonlarda yer alan Türkiye'nin, yaşamak için tercih edilmesine sebep olabiliyor!!!
Stockholm ve Oslo'dan sonra, Kopenhag daha sıcak ve güneşliydi. Ayrıca gördüğüm diğer İskandinav şehirlerine göre daha canlı ve hareketliydi.
Gezimize Nyhavn'dan başladık. NYHAVN kanal, şehri denizle birleştirmek için 1673'te yapılmış. Kanalın her iki tarafında barlar, cafeler, restoranlar var. Ayrıca bot turlarının da başlangıç yeri. Kanal boyunca bitişik sıralanmış, rengarenk geleneksel evler dünyaca bilinen yerlerden biri. Danimarkalı yazar Andersen'in yaşadığı ve masallarını yazdığı evi de burada ve şimdi müze. Limana karşı birşeyler yiyip içmek çok keyifli. Tüm turistler, biz de dahil olmak üzere cafelerde oturup, birşeyler içerken, Kopenhaglı gençler ellerinde içecekleri, bankları, kaldırımları, kanal kenarındaki taşları tercih ediyorlardı.

Nyhavn'dan kareler...

Nyhavn'dan yürüyerek, KÜÇÜK DENİZ KIZI HEYKELİ 'ne(Little Mermaid) gittik. Ünlü Danimarkalı yazar Andersen'in masalından ilham alınarak inşa edilen 'Küçük Deniz Kızı' heykeli Kopenhag'ın önemli sembollerinden. Ancak kıyıya çok yakın bir kayalık üzerindeki deniz kızı heykelini görünce, tam bir hayal kırıklığı yaşadım. Çünkü düşündüğümden çok ufak bir heykel. Ama şehre gelen tüm turistler gibi, biz de resim çektirebilmek için kuyruğa girdik. Heykel, 1909 yılında Carlsberg bira tarafından , Carl Jacobsen'e yaptırılmış.

Küçük Deniz Kızı'dan sonra yine yürüyerek, GEFION ÇEŞMESİ'ne geldik. Gefion mitolojik bir karakter. Mitolojiye göre, bir gece Gefion öküze çevirdiği 4 oğlu ile birlikte İsveç'ten kopardığı araziyle Kopenhag yarımadasını yaratır. Gefion Fountain bu efsanevi karakter için yapımış görkemli bir çeşme. 1908'de Carlsberg bira tarafından yaptırılmış.
Bugünlük bu kadar yürüme ve gezme yeter deyip, kendimizi Nyhavn'da bir restorana atıyoruz. Yemeğimiz buraya özgü ringa ( herring) balığı ve meşhur biraları. Akşam otelimize yine otobüsle dönüyoruz. Gana'lı otobüs şöförümüz konuşmalarımızdan Türk olduğumuzu anlayınca bildiği bir iki kelime Türkçeyi söyleyerek bizi şaşırtıyor. Türk şöför arkadaşlarından öğrenmiş.

Ertesi sabah otelin bulunduğu yerden, Nyhavn'a tekne ile gidebileceğimizi öğreniyoruz ve bu keyifli yolculukluğu yapıyoruz. Tabi ki bu kadar kısa yolculuk bizi kesmiyor ve tekne turuna katılarak şehri bir de bu açıdan görüyoruz. Kanal turlarının başlangıç noktası Nyhavn, ancak belirli duraklardan da inip binebiliyorsunuz. Şehrin denizden ve kanallardan görüntüsü de çok güzel. Nyhavn'ın tam karşı kıyısında bulunan Christianshavn denilen bölge, şehir merkezine göre daha sakin ve konut ağırlıklı bir bölge. Bu bölgede kanallar apartmanların altlarına kadar girmiş durumda ve insanlar ulaşım için kanal ve denizi kullanıyor. Bunun dışında, Kopenhaglılar için önemli olan diğer bir ulaşım aracı bisiklet. Hatta bisikletin önünde ya da arkasında bebeklerini, çocuklarını koyabilecekleri yerler var.

KRALİYET SARAYI önündeki büyük tüylü şapkalı askerler, özellikle oğlumun ilgisini çok çekti. Saray meydanında, öğle saatlerinde muhafız askerlerinin nöbet törenini izlemek mümkün.

STROGET, dünyanın en uzun yaya caddelerinden biri.Alış veriş için tercih edilen bu caddede, ünlü markaların yanısıra İskandinav tasarımcıların dükkanlarını da bulabilirsiniz. Özellikle LEGO mağazası oğlumun aklını başından aldı. Saatlarce lego mağazasında kaldık.

Günün yorgunluğunu, ROSENBORG KALESİ VE KRALIN BAHÇESİ'nde yeşillilere uzanıp, sandviçlerimizi yiyerek attık. Kral IV. Christian, 17. yy.da şehir merkezinden itibaren birkaç kilometre uzanan Rönesans bahçeleri oluşturmak istemiş. Bahçelerin yapımında Avrupa'daki saraylardan esinlenilmiş.Kral'ın bahçelerinin ortasında ise Rosenborg Sarayı var. Kral'ın bahçesi günümüzde kentte çok talep gören bir park. Rosenborg Kalesi ise Rönesans tarzında kraliyet müzelerinden biri.

Bugünkü akşamımızı Tivoli'ye ayırdık. TİVOLİ, kentin gezilmesi gereken önemli yerlerinden biri. 1843'de kurulan lunapark, müzik ve tiyatro sahneleri, park ve bahçeleriyle eşsiz bir atmosfere sahip. Avrupa'da Paris - Disneyland'den sonra en çok ziyaret edilen park. Walt Disney'in Disneyland'ine ilham kaynağı olduğu söyleniyor.

Roller coster, benim binmeyi aklımdan bile geçirmeyeceğim bu alete, oğlum ve kızım büyük bir heyecanla bindi. Ben de onlar inene kadar heyecanla bekledim.
Son günümüzde, Belediye binasını (City Hall), Mermer Kiliseyi (Marmorkirken) gezip, gördükten sonra, Stroget'te dolaştık. Bu arada biz gidemedik ama yolunuz buralara düşerse,CHRISTIANA denilen, özgürlükler bölgesini de gezebilirsiniz.Ancak fotoğraf çekmek yasakmış. Artık dönüş vakti gelmişti. Bu uzun ve yorucu ama bir o kadar da güzel İskandinavya seyahatimizi bitirmiştik. Diğer seyahatlerimizde görüşmek üzere...
Vİ SES :)
*** Kırmızı renkli yazılara tıklayarak daha detaylı sayfalara ulaşabilirsiniz.