
Orlando
25 fotoğraf · Amerika
İçinizdeki çocuğu ortaya çıkaran, çocuğunuzla çocuk olduğunuz Orlando. Miami'den 3,5 saatlik bir araba yolculuğu ile Orlando'ya ulaşıyoruz. Vakit kaybetmeden hemen gezmeye başlamak istiyoruz. Oğlum sabırsız, gidilecek çok yer var. Eğer Disney World'un içindeki otellerde kalmayıp, Orlando merkez ya da Disney World'e yakın otellerde kalıyorsanız, bu otellerden belirli saatlerde Disney World'e hareket eden servisler var. Ancak öğlene doğru Orlando'da olduğumuz için, bu servislere yetişemiyoruz. Biz de araba kiralayarak, günün geri kalan kısmını değerlendirebiliyoruz. İlk hedef, KENNEDY SPACE CENTER.

Orlando'dan yaklaşık 1 saatlik araba yolculuğu ile Kennedy Space Center'a ulaşıyoruz. Burası hala kullanılan, gerçek bir uzay üssü ve bir kısmı ziyaretçilere açık. Yılda 2 milyondan fazla ziyaretçi ağırlıyormuş. Bileti kapıdan alabileceğiniz gibi, önceden internet üzerinden de alabilirsiniz. 1968'den beri NASA'nın tüm uzay uçuşlarında kullanılmış. 1969'da aya insan götüren Apollo 11 uzay aracı da buradan fırlatılmış. Üs aynı zamanda NASA'ya da ev sahipliği yapıyor.Üssün tamamı otobüslerle gezilebiliyor. Fırlatma rampalarını görebiliyorsunuz. Saturn 5'in sergilendiği hangarda roketin bölümlerini, kıyafetleri, araç ve gereçleri inceleyebiliyorsunuz. İlk uzay mekiğinin fırlatıldığı ana, hazırlık ve geri sayım aşamasına tanık oluyorsunuz. Daha ilginci ve heyecan vereni ise, Aydan getirilmiş taşa dokunabiliyorsunuz.

Ay'a ilk ayak basıldığı günle ilgili gazeteler arasında bir Türk gazetesi

Devasa alana kurulu WALT DISNEY WORLD, tüm parkların toplandığı bir şehir sanki. Walt Disney World'de Magic Kingdom, Epcot, Animal Kingdom, MGM Stüdyoları, Universal Stüdyoları, Sea World ve ayrıca 3 su parkı, 25 otel ve alışveriş merkezi bulunuyor. Önceden hangi parklara gitmek istediğinizi belirlemek ve her park için bir gün ayırmakta fayda var. Biletlerinizi kapıdan alabileceğiniz gibi internetten de önceden alabilirsiniz.

İkinci günümüzü, UNIVERSAL STÜDYOLARI'na ayırıyoruz. Otelin önünden bindiğimiz servis, bizi direkt Universal Stüdyolarına götürüyor. Sabahın bu erken saatinde bir otobüs dolusu insanın eğlenmeye gitmesi enteresan geliyor. Universal Orlanda: Univeral Studios, Island of Adventure (Macera Adası) ve Wet'n Wild (Islak ve Vahşi) olmak üzere 3 bölümden oluşuyor. Sabah 9'da açılıyor, kapanış saati ise 18 - 24 arası değişiyor.
Burası, sinema ya da televizyonda izlemiş olduğunuz filmlerin bir parçası olmak, kahramanıyla maceraya atılmak ya da filmin kahramanı olmak için en uygun yer. Harry Potter, Spiderman, Jurassic Park, Simpsons ve daha birçok filmin şovları ve simulasyonuna katılarak, birebir yaşayabiliceğiniz bir park. Bazen eğlenceli, bazen korkutucu, bazense adrenalin doruklarda, simulasyon olsa da. Uzun kuyruklar, 35 - 40 derece sıcaklık, fazlasıyla nem, bu da yetmiyormuş gibi arada bir bardaktan boşanırcasına yağan yağmur, hiçbir şey gezmek, eğlenmek, çocuklaşmak için engel olmuyor. Ancak, aktivitelerin önünde yazan ortalama bekleme sürelerine ( 60 - 90 dak. gibi ) dikkat etmekte fayda var. Bu uzun kuyruklarda beklemek istemiyorsanız belli bir ücret karşılığında 'fast pass' alabiliyorsunuz.

Karnınız mı acıktı ? HARD ROCK CAFE'nin dünyadaki en büyük şubesine gidebilirsiniz. ( 3000 kişi kapasiteli ) Ya da ünlü şef Emeril Lagasse'nin EMERIL'S adlı restoranına.

Ve otele dönme vakti. Yine servislerle otelimize dönüyoruz. Sabahki enerjik, heyecanlı insanlar yerine, yorgun insanlarla dolu otobüs.

MAGIC KINGDOM, aslında Disney World denilince akla ilk gelen ve ilk kurulan park. Evet, şimdi Sindrella'nın şatosunun bulunduğu, Mickey Mouse ve diğer Disney karakterleriyle çevrili periler ülkesindeyiz. Her parkta olduğu gibi burada da öncelikle tüm parkı gösteren harita ediniyoruz. Genelde çocuklara hitap eden bir park olmakla birlikte, parkın genel havası bizi de çocuklaştırıyor. Parkın bir bölümü Mickey Mouse karakterleri için ayrılmış. Bu bölümde Mickey ve Minnie ile tanışıp, fotoğraf çektiriliyor. Öğlen tüm Walt Disney kahramanlarının eğlenceli geçitini de kaçırmıyoruz. Akşam ise, 4 Temmuz sebebiyle daha da coşkulu yapılan havai fişek gösterisini izliyoruz.

DISNEY - MGM STÜDYOLARI, 1930'ların Hollywood'una benzetilmiş Art Deco sokakları ve bazıları gerçek, bazıları kopya film setlerinin olduğu bu parkta, en büyük etkinlikse Indiana Jones'du.
Son günümüzü ise Epcot ve outlet alışverişine ayırdık.
EPCOT CENTER, Walt Disney'in son rüyası olan Epcot'un amacı, geleceğin dünyasını inşa etmek. Yapım aşamasında, NASA'dan uzmanların gelecekle ilgili görüşleri alınarak düzenlenmiş. Parkın girişindeki büyük beyaz kürenin (55 m. yüksekliğinde) içinde bindiğimiz trenle, binlerce yıl öncesinden bugüne kadar dünyayı izlerken, yavaş yavaş ve döne döne kürenin tepesine çıkıp, yine döne döne aşağıya iniyoruz.
Epcot'un ikinci bölümü ise, 17 ülkenin, kendilerine ayrılmış olan bölümde tanıtıldığı ve ülkelere özgü restoranlarında, o ülkenin yemeklerini tadabileceğiniz bir yer. Bunun için küçük bir dünya turu diyebiliriz.
En dikkat çekici aktivite ise, SOARIN. Üç boyutlu ekranın önündeki yamaç paraşütüne binerek, dünya şehirlerini havadan geziyorsunuz. Tabii sadece 15 metre yüksekteyken, siz kendinizi havalarda hissediyorsunuz.

Amerika seyahatinin olmazsa olmazı, outlet alışverişi. Premium Outlets, büyük açık bir alana kurulmuş. İçinde pekçok markayı bulabiliyorsunuz. Üstelik çok uygun fiyatlara.

Prime outlets'e giderken bindiğimiz otobüs
Dört gün boyunca gerçek dünyadan uzak, bir masal dünyasında yaşadık. Çok gezdik, çok yorulduk, çok eğlendik. Ama Orlando'dan ayrılıp, New York' a uçma vakti gelmişti...
***Kırmızı renkli yazılardan daha detaylı sayfalara ulaşabilirsiniz.
SEE YOU :)