
Sakız Adası
12 fotoğraf · Yunan Adaları

GEZGIN BOCEK gittimgordumyazdim
Yunanistan’ın 5. büyük adası olan Sakız Adası, İzmir Çeşme’nin tam karsısında yer alır. 904 kilometrekarelik yüzölçümüne sahip olan ada, Türkiye’den Sakız Boğazı ile ayrılmıştır. Sakız Adası’nın doğal ve mimari güzelliklerinin yansıra, tarihi yönü de son derece zengindir. Kristof Kolomb burada bir donem yaşamış, Homeros İzmir’de doğup, burada yaşamış. Değişik mimariye sahip Ortaçağ köyleri, tas evleri, sakız ağaçları ve güzel koylari ile görülmesi gereken bir ada.
SAKIZ ADASI’na (CHIOS), Çeşme’den kalkan feribotlarla yaklaşık 45 dakikada direkt olarak ulaşmak mümkün. Biz günübirlik bir seyahat planlayıp, feribot biletlerimizi alırken, günlük turların olduğunu ögrendik ve adayı böyle gezdik. Şehir merkezinden sonra adanın güney kısmındaki köyleri gezdik. ARMOLIA, PIRGI ve MESTA. Daha uzun bir tatil düşünürseniz kuzey tarafındaki köyleri ve bakir plajları da gezebilirsiniz.
Sakız Adasını diğer Yunan adalarından ayıran şey, mavi beyaz mimarinin yerini sarıya bıraktığıdır. Ayrıca rehberimizin söylediğine göre Yunanistan Sakız Adası’nı turizm adası olmaktan çok endüstri ve tarım adası olarak görmekte imiş. Damla sakızı, turunçgiller ve zeytin üretimi önemli bir yer tutmakta. Feribottan indikten sonra kısa bir liman yürüyüşü ve şehir merkezi gezisinden sonra, kıyıdaki kafelerden birinde bir kahve molası verip turumuza başladık.

ARMOLIA
İlk durağımız Armolia, merkeze 20 km. uzaklıkta seramikleri ile unlu bir koy. Koy meydanındaki Vretos Manastiri 1744’de yapılmış.
Seramik üretimi ile ilgili bilgiler alıp, izleyebileceğiniz atölyelerden alış veriş de yapabilirsiniz. Halk geçimini seramik ve çömlekçilik gibi alanlardan sağlamakta.
Ayrıca, sakız ağaçlarının yoğun olarak bulunduğu bir koy olan Armolia’da sakız ağaçlarını yakından görüp, nasıl yetiştirildiği, nasıl toplandığı konusunda bilgiler aldık. Damla sakızının Antik cağlardan beri çok faydalı olduğu bilinmekte ve pek çok alanda kullanılmaktadır. Mide ve kolesterol hastalıklarına iyi gelmektedir. Pek çok alanda da kullanılmaktadır, ilaçlarda, diş hekimliğinde, diş macunlarında, pastacılıkta , içkilerde ve kozmetik alanda. Damla sakızı üretimi oldukça zor. Temmuz ve Ekim ayları arası üretici ağacın gövdesine gözyaşı çentikleri açıyor, oradan süzülen sakız, ağaçların dibine serilmiş kireç taşına (kalsiyum karbonat) düşüyor. Ancak gündüz yumuşak olduğu için gece yerden toplanıyor. Temizleme aşaması daha problem çünkü içindeki tas, sap, cop uzun suren bir işlemle ayıklanıyor.

PIRGI
Sakız Adasındaki 62 köyden en büyüğü olan Pirgi, mimarisiyle adanın en etkileyici koyu. Pirgi’deki evlerin hepsinin dış cephesi siyah beyaz geometrik şekilli süsleme sanatıyla dolu. Ksista denilen bu kazıma tekniğinin Cenevizliler tarafından getirildiği düşünülüyor. Yunanca kale anlamına gelen Pyrgos kelimesinden Pirgi adını almış. Korsan saldırılarından korunmak için denizden görünmeyecek bir şekilde inşa edilmiş bir Ortaçağ koyu. Yapılan araştırmalarda köyde yaşamın 1080’ li yıllarda başladığı tespit edilmiş. Pirgi’de ayrıca Kristof Kolomb’un evi olarak anılan bir ev var. 1474’te bir Ceneviz kolonisi olması ve denizcileriyle de unlu olması nedeniyle Kolomb Pirgi’ye gelmiş ve 8 ay kalıp, buradan mürettebat toplayıp denizlere acilmiş ve 20 yıl kadar sonra da Amerika’yı keşfetmiş.

MESTA
Çok iyi korunmuş bir Ortaçağ koyu olan Mesta, Bizans döneminde inşa edilmiş (14.-15. Yüzyıllar) Koyun içine sadece iki kapıdan girilebilmektedir. Dar sokaklara evler yanyana dizilmiş ve korsanlardan korunmak için koy labirent seklinde insa edilmiştir. Geziyi bitirip bir şeyler yeme zamanı geldiğinde Mesta Port taraflarında yemek molası verdik. Çok güzel deniz ürünleri, özellikle çok güzel bir ahtapot yedik tabii ki uzo eşliğinde ve sirtaki izleyerek.

Dönüş zamanı geldiğinde de feribota binmeden önce limandaki hediyelik eşya mağazalarına uğradık. Mağazaya girer girmez sakız likörü , sakız kurabiyeleri ve şekerleri ile karşılandık. Ufak tefek alışverişle bu güzel seyahatimizi de tamamladık.
