
Berlin
21 fotoğraf · Avrupa
BERLİN Eşimin ve kızımın Almanya'nın çok güzel olduğunu her zaman söylemelerine rağmen, nedendir bilmem, seyahat planlarım arasına Almanya'yı koymamıştım. Sonunda 2014 Aralık ayında Christmas zamanı, bir Berlin seyahati planladım. Belki bunda oğlumun Almanca eğitime başlamasının payı da olmuştur. Yine her zaman olduğu gibi, ön araştırmalar yapıldı, gezilecek, görülecek yerler listesi çıkarıldı, rezervasyonlar yapıldı. THY uçuşu ile soğuk bir Aralık günü, Berlin Tegel Havaalanına indik. Berlin'deki diğer havaalanı ise Schönefeld. Alexanderplatz'daki otelimize taksi ile ulaştık. Ancak havaalanından Alexanderplatz'aAirport Express tren ya da express otobüs JetExpress TXL otobüsü ile de ulaşmak mümkün. Berlin'de toplu taşıma çok gelişmiş. Şehri baştan sona saran metro (U-Bahn), banliyö treni (S-Bahn), tramvay ve otobüsten oluşan toplu taşıma sistemi sayesinde kolayca gezebilirsiniz. Alınan biletler tüm araçlarda geçerli olup, günlük, 3 günlük ve haftalık seçenekleri var. Biletleri gişelerden ya da makinelerden alabilirsiniz. Çok fazla Türk'ün yaşadığı bir ülkede makinelerde Türkçe seçeneği görmek siz şaşırtmasın. Hop on - Hop off otobüsler de gezmek için bir alternatif olsa da, toplu taşıma araçlarının çok yaygın olduğu bu şehirde çok gerekli değil diye düşünüyorum.
Otelimize yerleşip, haritamızı aldıktan sonra düştük yollara. Christmas zamanı olduğu için Alexanderplatz'daki noel pazarında kendimizi bulduk. İlk plan acıkan karnımızı doyurmak olduğu için pazardaki currywurst (sosisli sandöviçler), daha sonra da içimizi ısıtan glühwein (sıcak şarap) çok iyi geldi.Eğlenceli, renkli noel pazarını dolaştıktan sonra, şehri keşfetme turlarına başladık. Berlin'in belli başlı simgelerini kısa sürede görmenin yollarından biri Alexanderplatz'dan S-Bahn'a binerek Zoologisher Garden'a gitmek. Bu güzergahta görmek istediğiniz pekçok binanın, anıtın yakınından geçersiniz. Ya da vaktiniz varsa bizim gibi yürümeyi tercih edebilirsiniz.

ALEXANDERPLATZ
Otelimizin olduğu bu bölge, tüm toplu taşıma araçlarına kolayca ulaşmak için çok uygun. Alex adıyla bilinen bu devasa meydan savaş öncesinde Berlin'in merkeziymiş. Bu meydan 1891 yılında yapılan Neptün Çeşmesi ve Berlin'in sembollerinden FERNSEHTURM (Televizyon Kulesi) ile anılmakta. 297 m. yükseklikteki gözlem katından şehrin manzarasını izleyebilir, dönen restoranda bişeyler içebilirsiniz.

ROTES RATHAUS (Kızıl Belediye Binası)
1861-69 yılları arasında inşa edilen yapı, günümüzde belediye başkanlığı makamı olarak kullanılıyor. Adını bir zamanlar hizmet ettiği ideolojiden değil, kızıl tuğlalarından almış.

Beldiye binasının tam karşısındaki NEPTÜN ÇEŞMESİ, 1891'de Roma tanrısı Neptün'e ithafen yaptırılmış.Neptün'ün çevresinde Almanya'nın dört büyük nehri olan Elbe, Ren, Vistula ve Oder'i temsil eden kadın heykelleri bulunuyor.
BERLİNER DOM (Berlin Katedrali)
Rathaus'dan sonraki durağımız, Berlin Katedrali. 1905'de yapılan bu katedralin, 2. Dünya Savaşında zarar gören dış cephesi restore edilmiş, iç mekanı da yenilenmiş. Beriner Dom'dan çıkıp, Under Den Linden boyunca yürüyüp, Brandenburger Tor'a ulaşmayı planlıyoruz.

MİTTE (ORTA) olarak adlandırılan, Brandenburger Tor'un doğusunda kalan bölge Berlin'in tarihi merkezi. 18. - 20. yüzyıllar arası, Berlin'in en önemli kiliseleri, tiyatroları, müzeleri ve hükümet binaları bu bölgeye inşa edilmiş. 2. Dünya Savaşında bombalanan pekçok bina, Demokratik Almanya döneminde aslına uygun olarak baştan inşa edilmiş.
UNTER DEN LİNDEN (IHLAMULAR ALTINDA)
Ihlamur ağaçlarıyla çevrili bu büyük caddede Christmas nedeniyle bütün ağaçlar ışıklandırılmış. Herhalde baharda ıhlamur kokuları eşliğinde yürümenin keyfi de bir başkadır. 2. Dünya Savaşında yerle bir olan cadde yeniden ağaçlandırılıp, restore edilmiş. Caddenin sonunda Brandenburger Tor'a ulaşıyoruz.
BRANDENBURGER TOR (BRANDENBURGER KAPISI)
1789 - 1791 yılları arasında inşa edilen kapı, Prusyalılar tarafından vergi toplamak amacıyla ücretli geçiş kapısı olarak kullanılmış. Berlin Duvarı'nın inşasından sonra tarafsız bölgede kalmış. Kapının altından doğudan batıya, batıdan doğuya rahatlıkla geçerken, geçmişte insanların batıya kaçarken yaşadıklarını düşünmek, insanın içini acıtıyor. Günümüzde yılbaşı kutlamaları ve her türlü şehir etkinliği burada yapılıyor.Brandenburger Tor'u fırsatınız varsa gece de görmelisiniz, ışıklandırılmış hali görülmeye değer.

Brandenburger Tor'dan Eber Strasse boyınca Potsdamer Platz'a doğru yürüyerek HOLOCAUST MAHNMAL'a (Soykırım Anıtı) ulaşıyoruz. Devasa bir alana kurulmuş birbirinden farklı uzunluklardaki 2700 sütundan oluşan anıt bir labirente benzemekte ve belli bir girişi ve çıkışı yok. Nazi döneminde Berlin'de 170.000 Yahudiden sadece 5000'i kurtulabilmiş.

FRIEDRICHSTRASSE
Unter Den Linden'iortadan ikiye bölen Friedrichstrasse'nin kuzey kısmı eski görüntüsüne uygun olarak restore edilmiş.Ünlü Fransız mağazası Lafayette'in bir şubesi bu cadde üzerinde. Friedrichstrasse boyunca güneye doğru yürüdüğünüzde GENDARMENMARKT'a ulaşabilirsiniz. Ünlü mimari eserlerin yer aldığı bu dev meydan, savaştaki toplu yıkımdan sonra baştan aşağı restore edilmiş. Berlin Senfoni Orkestrasının merkezi KONZERTHAUS, birbirinin aynı iki kilise arasında yer alıyor. İkisi de 18. yüzyılın başında inşa edilmiş olan yapılardan biri FRANSIZ KATEDRALİ, diğeri ise ALMAN KATEDRALİ. Bizim gittiğimiz dönemde hem alışveriş yapabileceğiniz, hem de birşeyler yiyip içebileceğiniz büyük bir noel pazarı vardı.

CHECKPOINT CHARLIE
Friedrichstrasse boyunca yine güneye doğru yürümeye devam ederseniz, Doğu ve Batı Berlin arasındaki meşhur geçiş noktası Checkpoint Charlie'yi görürsünüz. 1961 - 1989 yılları arasında Doğu ve Batı Berlin arasındaki tek geçiş noktası burası olmuş. 1990'da törenle kapatılmış. Caddenin ortasında kapıyı temsilen bir kulübe bulunmakta. Kulübenin hemen yan tarafında da CHECKPOİNT CHARLİE MÜZESİ var.

Hemen karşı köşede yer alan EINSTEIN CAFE'de apfelstrudel ile çay ya da kahve ile biraz dinlenme molası iyi gelecek.

Bu arada küçük bir bilgi, Avrupa'da ilk trafik ışıkları Berlin'e yerleştirilmiş. 1924 yılında Potsdamer Platz'a.

Başka bir bilgi ise, Berlin sokaklarında dolaşırken, doğuda mı, yoksa batıda mı olduğunuzu haritadan anlayabilirsiniz tabiki ama başka bir yol ise tramvayın olduğu yerlerin Doğu Berlin olması. Ayrıca günümüzde şehirde gördüğümüz tüm tarihi yerler, eski Doğu Berlin tarafında.
REICHSTAG
Berlin'in en ünlü binalarından olan Parlamento Binası, Fransızlardan alınan savaş tazminatlarıyla 1894'te yapılmış. 1945'te binaya çekilen Rus bayrağı, biten 2. Dünya Savaşının ve Alman yenilgisinin göstergesi olmuş. Binaya daha sonra eklenen cam kubbe ise, Alman Devletinin şeffaflığını simgelemekte imiş. Bu kubbeye çıkılarak hem şehri, hem de meclisin çalışmalarını izlemek mümkün.

MUSEUMSINSEL (MÜZELER ADASI)
Spree Nehri üzerinde oluşturulmuş, Berlin'in en önemli müzelerinin toplandığı bu müzeler adasında, Altes Museum, Alte Nationalgalerie, Neues Museum, Bodemuseum ve PERGAMON MUSEUM bulunmakta.Müzeler Adası, 1824'te yapılan SCHLOSSBRÜCKE ile Unter Den Linden' e bağlanıyor. Ben müze hakkımı çok merak ettiğim Pergamonmuseum'da kullandım. Adından da anlaşıldığı gibi yani BERGAMA MÜZESİ burası. Bizim topraklarımızdan götürülüp, Berlin'de sergileniyor neyazık ki. Hergün 10.00 - 18.00, perşembe günleri ise 10.00 - 20.00 arası açık. Girişte uzun kuyruktan kurtulmak için bileti önceden internetten almakta fayda var. Pergamonmuseum
PERGAMON MUSEUM
1910 - 1930 yılları arasında yapılmış.2. Dünya Savaşında müzedeki eserlerin çoğu güvenli yerlerde saklanmış. Büyük parçalar da korunmak için üzerlerine duvar örülmüş. Müze sahip olduğu en değerli eseri BERGAMA SUNAĞI'dan dolayı bu ismi almış. Diğer adı ZEUS ALTAR'ı olan bu şahaser, Helenistik dönemden (i.ö 2. yy) kalma ve Bergama'dan getirilmiş. 1878 yılında Alman mühendis Carl Humman yol yapmak amacıyla Anadolu'da bulunurken, burayı görür ve 1886'da resmi kazılara başlar. O dönemde Osmanlı Hükümeti ile yapılan resmi anlaşmalar sonucu buluntular Berlin Müzesine verilir. Dolayısıyla geri almamız mümkün değil.

Müzenin diğer büyük hazinesi yine Anadolu'dan getirilmiş. Roma döneminden kalma MİLETUS PAZAR KAPISI (i.ö 165). Eser hem giriş kapısını hem de pazar yerini içermekte.

Diğer önemli eser ise, BABİL TÖREN ALAYI SOKAĞI ve İŞTAR KAPISI (i.ö 604 - i.ö 562). Bergama Sunağı kadar etkileyici. Mavi ve toprak rengi tuğlalarla örülü kapı, boğa ve ejderha figürleriyle süslenmiş.

KURFÜRSTENDAMM
Burada pekçok mağaza,kafe, restoran, sinema ,tiyatro bulunmakta. 2. Dünya Savaşında özgün mimarisini tamamen yitirmiş. Eski Batı Berlin'in ana caddesi, Berlinliler tarafından Ku'dam olarak adlandırılmış. Birkaç eser dışında tamamen çağdaş bir görünüme sahip. Meydandaki KAISER WILHEIM KİLİSESİ savaşın yarattığı acıların sembolü olarak restore edilmemiş. Yanındaki modern sekizgen kilise binası ise savaş sonrası yeniden doğuşu simgelemekte.

Kilisenin biraz ilersinde ise EUROPE-CENTER bulunmakta. 1960'larda inşa edilen bu merkezde havuz ve şelalelerin ortasında otel, tiyatro ve pekçok dükkan bulunmakta. 1987 yılında kentin 750. yıldönümü için tasarlanan çelik çubuklardan oluşan BERLİN HEYKELİ de bu bölgede. Dört borudan oluşan heykel eski bölünmüş Berlin'i sembolize ediyor.

Bu bölgedeki Wittenbergplatz'ın sonunda yer alan KaDeWe kurulduğu 1907 yılından beri bir mağaza olmanın dışında anıt olmuş. Alışveriş yapılmasa da 6. katındaki yiyecek bölümüne birşeyler yemek için çıkılmalı.
TİERGARTEN
Tam karşışığı hayvanat bahçesi olsa da, zamanında prenslerin avlanmaları için düzenlenmiş bir ormanmış. Şehrin ortasındaki bu geniş yeşil alan dinlenmek ve yürüyüş yapmak için çok uygun. İlginç bir bilgi, 2. Dünya Savaşından hemen sonra, bölgedeki ağaçlar yakacak elde etmek isteyen Berlinliler tarafından sökülmüş ve bugünkü ağaçların tümü 1950'den sonra dikilmiş.Tiergarten'ın merkezindeki SIEGESSAULE, 1873'tenFransızlara karşı Prusya'nın kazandığı zaferden sonra dikilmiş.

EAST SIDE GALLERY
Berlin'in Friedrichshain-Kreuzberg semtinde, Berlin Duvarı'nın 1,3 km. uzunluğundaki bir kısmı korunmuş ve 1990 yılında duvarın doğu yakasına dünyanın çeşitli yerlerinden ressamlar, 105 resim yapmışlar. Resimlerin üçte ikisi erozyon, graffiti ve vandalizm sebebiyle zarar görmüş.Üçte biri 2000 yılından itibaren onarılmış. Bunların arasında dönemin simgelerinden, Brejnev ile Honecker'in 'Kardeşçe Öpücük'ü görülebilir.

KREUZBERG
Küçük İstanbul da denilen bu bölge, Türk nüfun yoğun olarak yaşadığı semt. Türkçe tabelaların olduğu, hiç Almanca bilmeden yaşamınızı sürdürebileceğiniz bir yer. Eskiden duvarın batı yakasında kalan bu bölge, duvarın kalkmasıyla şehrin ortasında kalmış ve değerli bir bölge olmuş. Kreuzberg'e gidip Mustafa's Gemusekebap (sebzeli döner) yemeden dönülmez demişlerdi, biz de bu küçük büfenin önünde, Aralık ayının soğuğunda, girdik kuyruğa. Fakat gerçekten lezzetli bir dönerdi.
Böylece Berlin seyahatimizi, soğuk ama ışıl ışıl bir Aralık ayında tamamladık. Mutlaka yaz aylarında daha rahat bir seyahat olabilir ama bu güzelliği ve ışıltıyı da yaşamak ayrı tecrübeydi. Eğer biraz merkezden uzaklaşırsanız, 1936 Olimpiyat Oyunları için inşa edilen Hitler'in Olimpiyat Stadyum'unu ve Schloss Charlottenburg'u (yazlık sarayı) görebilirsiniz. Biz kalan bir günümüzü Dresden için kullanmak istediğimiz için gitmedik.
Kısa Notlar, en sevilen içecek bira. Berlinliler birayı küçük bir kadeh schnaps'la tamamlamayı seviyorlar. Biraz sert ama önerilir. Soğuk kış aylarında çok işe yarayan bir gelenek. Schwarzwalder kirschtorte (kremalı kirazlı kek) denenmeli. Unter Den Linden üzerindeki şık Opern Cafe'ye gidilmeli.
Dresden'de görüşmek üzere...
Tschüss :)