Gezgin Böcek
San Sebastian

San Sebastian

36 fotoğraf · Avrupa

Uyuyan deniz kızı SAN SEBASTIAN. ​İspanya'nın Atlantik Okyanusu kıyısında, Fransa sınırına 30 km. uzaklıkta bu küçük Bask şehri, yüzyıllarca balıkçı kasabası ve ticaret limanı olmuş. 19. yüzyılda İspanyol Kraliyet Ailesinin yazlık sarayının yapılmasıyla, büyük bir değişime uğrayarak, Avrupa aristokrasisinin yazlık yeri haline gelmiş. Muhteşem sahilleri, eşsiz yemekleri, film festivali ile zenginliğin ve dinginliğin hakim olduğu San Sebastian ya da Baskça adıyla Donostia, İspanya-Fransa arası seyahatte bir mola noktası.

Bizim de, iki günlük Bilbao seyahatimizden sonra, ikinci durağımız San Sebastian oldu. Bilbao'nun ''Termibus'' adını verdikleri otogarından, ( İspanya'da geniş bir ağa sahip ALSA otobüs şirketi ) yaklaşık 1 saatlik bir otobüs yolculuğu ile bu harika şehre geldik. Otobüs biletini, Termibus'daki gişelerden ya da otomatlardan almak mümkün. Şehirde küçük bir havaalanı olmakla birlikte, uluslararası uçuşlara açık değil. Bu nedenle İspanya ya da Fransa'da başka bir şehre uçmak gerekiyor. Tren, otobüs ya da araba şehre ulaşım için tek yol. Şehir içindeki otogardan 15-20 dakikalık bir yürüyüşle La Concha koyundaki otelimize ulaştık. Şehirde metro ya da tramvay yok ama çok geniş bir otobüs hattı var. Zaten şehir çok küçük olduğu için, en iyisi yürümek.

San Sebastian

Her zaman olduğu gibi, hemen otele yerleşip, atıyoruz kendimizi dışarı. Ben, eşim, oğlum ve arkadaşlarımızla birlikte, bu seyahatimizin en uzun yürüyüşünü yapıyoruz ve 20 bin adımla rekorumuzu kırıyoruz. Şehirde, denizi karşınıza aldığınızda, iki tepe dikkatinizi çekiyor. Sağınızda İsa Heykeli'yle URGULL TEPESİ, solunuzda ise IGUELDO TEPESİ yer alıyor. İki tepenin ortasında ise LA CONCHA PLAJI uzanıyor. İki tepe arasındaki plaj, tepeden bakıldığında midye kabuğunu andırıyor. İsmini de buradan alıyor. Concha, İspanyolca'da deniz kabuğu anlamına geliyormuş. San Sebastian'ın simgesi haline gelen plaj, şehirde Eylül ayında düzenlenen dünyaca ünlü film festivalinde verilen Altın İstiridye Ödülü'nün de ilham kaynağı olmuş. Tam ortada ise SANTA CLARA ADASI.

La Concha Plajı boyunca yürüyoruz. Hedefimiz IGUELDO TEPESİ'ne çıkmak için koyun sonundaki fünikülere kadar yürümek. Günün erken saatlerinde çok kalabalık olmayan plaj, saat 5'ten sonra çok kalabalıklaşıyor, insanlar işten çıkıp, çoluk çocuk plaja koşuyor, yer bulmak güçleşiyor. ​

San Sebastian San Sebastian San Sebastian

Monte Igueldo

San Sebastian

Monte Urgull

San Sebastian San Sebastian

La Concha Plajı, etrafını çevreleyen ferforjeleri, tenteleri, upuzun sahili ve kumsalıyla sanki bir filmden fırlamış gibi. ​

San Sebastian

​PALACIO MIRAMAR, Kraliçe Maria Cristina'nın 19. yüzyılın sonlarına doğru yaptırdığı deniz kıyısındaki sarayı, Igueldo Tepesine giderken, solumuzda bırakarak, sahil şeridindeki yürüyüş yolundan devam ediyoruz.

La Concha'dan sonra, Ondaretta Plajı'nı da geçip, fünikülere ulaşıyoruz. Tepede bir kale ve 1900'lerin başında yapılmış ufak bir lunapark var. Igueldo Tepesi, manzarasıyla San Sebastian'nın en büyüleyici yeri. Hotel Monte Igueldo'nun terasında oturup, birşeyler içerek, bu eşsiz manzaranın tadını çıkarıyoruz. ​

San Sebastian San Sebastian San Sebastian

Çıkışta olduğu gibi inerken de füniküleri kullanıyoruz.

İnince hemen koyun sonunda yer alan, San Sebastian'lı ünlü heykeltraş Eduardo Chillida'nın Piene Del Viento (RÜZGAR TARAĞI) isimli eseri görmeye gidiyoruz. Ancak onarım nedeniyle göremiyoruz. ​

San Sebastian

Dönüşte yine, bütün sahil boyunca uzunanan, 7 km.lik yürüyüş parkurundan, çok yorulmuş olsak da, harika manzara eşliğinde yürüyoruz. Ama bizi, hayrete düşürecek büyük bir süpriz bekliyor. Med-cezir... Günde 4 kez yaşanan med-cezir'in bu boyutta olması bizi çok şaşırtıyor. ​

San Sebastian

Igualdo Tepesine giderken çektiğim bir fotoğraf

San Sebastian

Dönüşte aynı yer

Artık karnımız açıkmış, güzel birşeyler yeme zamanı gelmişti. Sahil boyunca dizilmiş restoranlardan birine oturuyoruz. İspanya'nın en zengin mutfağı Bask mutfağı ve Bask Bölgesi'nin de en iyisi San Sebastianmış. Metrekare başına düşen Michelin yıldızlı restoran sayısı dünyanın başka hiçbir yerinde yok. 60.89 kilometrekarelik ve 186 bin kişilik bir şehirde 3 tane Michelin yıldızlı restoran var. Bunlar dışında diğer restoran ve pintxos barların çokluğu da dikkat çekiyor. Pintxos (pinços diye okunuyor), İspanya'nın güneyindeki meşhur atıştırmalıklar tapasın, Bask Bölgesindeki adı. Ancak tapaslardan çok daha lezzetli ve gelişmiş. Balıklı, deniz ürünlü, etli, sebzeli ve peynirli envai çeşit pintxos var. Atıştırmalık demek, biraz hafife almak bence. Karnınızı bunlarla doyurabilirsiniz. Tüm Kuzey İspanya'da olduğu gibi San Sebastian'da da pintxos barlarda yemek yemek hatta ''bar hopping'' (bir bardan diğer bara geçerek çok sayıda bar dolaşıp, bir iki pintxos yiyip, bişey içmek) yapmak bir adet. Ayrıca pintxos barların hemen hepsinin arka tarafında restoran bölümü de bulunuyor. Tercih sizin. ​

San Sebastian San Sebastian

Pintxos servisi akşam üzeri başladığı için, pintxos yemeği akşama bırakarak, İspanyol birası San Miguel eşliğinde bu güzel deniz ürünlerini mideye indiriyoruz. ​

San Sebastian

Daha sonra günün yorgunluğunu atmak için denize giriyoruz. Şehrin plajla içi içe olması çok güzel. Denize girmek için en uygun ay Ağustos denilse de (biz de Ağustos ayında oradayız), bizim gibi Akdeniz sıcaklığına alışmış kişiler için oldukça soğuk bir deniz. Öğlen yukarıdaki resimdeki gibi gördüğümüz plaj, med-cezir nedeniyle daralmış ve işten çıkıp, havlusunu kapıp gelen San Sebastianlılar nedeniyle tıklım tıklım. ​

Akşamımızı ise, eski şehir PARTE VIEJA'nın dar sokaklarını biraz turlayıp, bir iki pintxos atıştırarak geçiriyoruz. Bu bölgeyi detaylı gezmeyi ertesi güne bırakıyoruz.

San Sebastian

Pintxos...

Eski kent merkezi, 13. yüzyılda Urgull Tepesi eteklerine kurulmuş bir balıkçı köyü. Ancak o günden bugüne şehir tam 17 yangın atlatmış. En son yangını 1813'te yaşamış ve 600 evden yalnızca 40 tanesi kalmış. ​

San Sebastian

Belediye binası

San Sebastian San Sebastian

Eski şehir Parte Vieja'nın güzel sokakları

San Sebastian

Santa Maria Eliza Kilisesi

PLACE DE LA CONSTITUCION (Anayasa Meydanı), ortaçağda şehrin boğa güreşi alanı olarak kullanılıyormuş. O günlerden kalan pekçok özelliğini hala barındırmakta. Boğa güreşlerinin izlendiği localar bugün birer daire olarak kullanılıyor ama balkonlarındaki rakamlar, loca numaralarından kalma. Şimdi ise, ufak kafe ve pintxos barlarıyla hareketli bir meydan.

San Sebastian

Eski kenttin deniz kıyısındaki küçük limandaki Denizcilik Müzesi ve Akvaryum da gezilip, görülebilecek yerlerden. Bu limandan teknelerle, Santa Clara Adasına ve diğer koylara tur yapmak mümkün. Ayrıca Urgull Tepesine de buradan yürüyerek çıkılabiliyor ancak biz karşı tepeden bütün şehrin güzel manzarasını gördüğümüz için buraya çıkmak istemedik. ​

San Sebastian

​

Eski şehir turumuzu da tamamlayıp, Kursaal Sarayı ve Zurriola Plajına doğru yürümeye başlıyoruz. Urumea Nehri'nin denize kavuşmadan önceki son köprüsü, Kursaal Köprüsünden geçerek PALACIO KURSAAL'a geliyoruz. San Sebastian Uluslararası Film Festivali'ne, ilk düzenlendiği yıl 1953'ten beri ev sahipliği yapıyor. ​

San Sebastian

Palacio Kursaal'ın hemen arkasında ise, ZURRIOLA PLAJI uzanıyor. Atlas Okyanus'undan gelen yüksek dalgalara açık olduğu için gençlerin ve sörf tutkunlarının tercih ettiği bir plaj. San Sebastian ve çevresi, Avrupa'da en iyi dalga sörfünü yapmaya imkan veren rüzgarlı koylarıyla, sörf turizminin önemli merkezlerinden biri. Sörf okullarıyla da çok popüler. ​

San Sebastian

  1. günümüzü ise, civar köy ve koylardan biri olan GETARIA'ya ayırdık. Hemen şehir merkezinden geçen otobüslerle (şehiriçi otobüs), 15-20 dakikalık bir yolculuk sonunda,San Sebastian'a 25 km. uzaklıktaki Getaria'ya ulaştık. Getaria, balıkları, deniz ürünleri ve Bask Bölgesine özgü beyaz şarap Txacoli'si ünlü küçük bir sahil kasabası. Balık menüsündeki en önemli balıklar ise, ''hake fish'' , Türkçesi ''barlam balığı'' imiş. Diğeri ise ''turbot fish'', yani kalkan balığı. Biz turbot'u tercih ettik. Ünlü moda tasarımcısı Cristobal Balenciaga'nın doğum yeri olan Getaria'da, müzesi de bulunmakta. ​ ​

San Sebastian San Sebastian San Sebastian San Sebastian

Ertesi gün yine yollardayız. San Sebastian'dan, İspanya'dan ayrılıyoruz ve Fransa'ya geçiyoruz. Ama hala Bask bölgesindeyiz, BIARRIZT'deyiz. Yaklaşık bir saatlik otobüs (ALSA) yolculuğu ile ulaşıyoruz. ​

San Sebastian

Fransa'nın güneybatısında, Atlantik Okyanusu kıyısındaki Biarritz, 15-16. yüzyıllarda küçük bir balıkçı köyü. 17. yüzyılda balina kasabası olarak gelişmeye başlamış. Tatil beldesi olarak ilgiyi çekmesi, 1854'de Euginie'nin, kocası 3. Napolyon'u buraya saray yapmak için ikna etmesiyle başlamış. 1920'lerden 1950'lere kadar seçkinlerin tatil beldesi olmuş. Rita Hayworth, Gary Cooper, Bette Davis, Frank Sinatra gibi ünlülerin yanısıra, sosyete ve İngiliz aritokratlarının da gözdesi olur. Ancak 1970'lerde, Cote D'Azure'a, zengin tatilcilerini kaptırır. Son 15 yıldır, dalga sörfü sayesinde, yeni bir görünüme kavuşmaya başlar ve Avrupa'nın dalga sörfü başkenti olarak kabul edilir. Günümüzde deniz ve güneş için GRANDE PLAJ tercih edilirken, sörfçüler özellikle kuvvetli dalgaları nedeniyle COTE DE BASGUE PLAJI'nı tercih etmektelermiş. ​

San Sebastian

Grande Plajı

San Sebastian San Sebastian San Sebastian San Sebastian

Bakire Kayası isimli adacık, Eiffel tarafından tasarlanan metal bir yürüyüş köprüsü ile kıyıya bağlanmış.

Bu keyifli şehirde gezip, yine çok güzel ve lezzetli deniz ürünleri yiyerek, bir günümüzü geçirdik. Bu seyahatimizin gezip, görmenin yanısıra gastronomik bir seyahat olacağını, baştan belirlediğimiz için, alacağımız kiloları da hiç düşünmedik. Artık seyahatimizin son durağı Bordeaux'a yolculuk zamanı geldi. Bu sefer yolculuk trenle...

*** Renkli yazılara tıklayarak daha detaylı bilgilere ulaşabilirsiniz...

​