
Viyana
18 fotoğraf · Avrupa
Gezgin ruhumuzun bizi yine dürttüğü mayıs ayının güneşli bir gününde İstanbul'dan ayrılıp, yaklaşık 2,5 saatlik bir uçuşla Viyana'ya, yağmurlu bir güne merhaba dedik. Havaalanından bindiğimiz taksi ile Ring Strasse (Ring Caddesi) üzerindeki önceden rezervasyonunu yaptırdığımız otelimize ulaştık. Şehir merkezine ulaşım için, taksi dışında CAT hızlı tren, S-bahn banliyö trenleri ya da havaalanı servis otobüslerini de kullanabilirsiniz.
Biraz Viyana hakkında bilgi,
Bilindiği gibi Avusturya'nın başkenti olan Viyana, ülkenin en büyük ve en kalabalık şehri. Nüfusu yaklaşık 1.7oo.000. Çok eskiden beri Doğu Avrupa ile Batı Avrupa arasında göç eden insanlar için buluşma noktası olmuş. Müziğin başkenti olarak kabul edilen Viyana, vals denilince de ilk akla gelen yer. Ve Tuna nehri, Avrupa'da 10 ülkeden geçen, türkülere, şarkılara konu olmuş Tuna Nehri'nin bir bölümü de Viyana'dan geçiyor. Şehir merkezi diğer Avrupa şehirlerinden farklı olarak, nehrin biraz uzağına kurulmuş. Ancak 'Mavi Tuna'nın mavi değil de, kahverengi olduğunu görmek biraz hayal kırıklığına uğratıyor.

Otelimizin Ring Strasse üzerinde olması, gezimizde bize büyük kolaylık sağladı. Viyana'da belli başlı turistik yerler INNERE STADT'a yani eski şehir merkezine toplanmış ve RING STRASSE de, eski şehir merkezini (Innere Stadt) çepeçevre saran bir bulvar. İstediğimiz yere kolayca yürüyerek ulaşabildiğimiz gibi Ring Strasse'de ring yapan tramvayı da kullandık. Cadde boyunca sıralanmış şahane eserleri görmek, küçük bir şehir turu yapmak için, 1 ve 2 nolu tramvaylar ideal. Bu caddenin olduğu yerde, eskiden şehri çevreleyen surlar bulunuyormuş ve Viyana olarak sadece bu bölge kastedilmekteymiş. 1857'de İmparator II. Joseph düzenlediği reform hareketleri çerçevesinde muhafazakar Viyanalıların tepkilerine rağmen duvarları yıktırmış.
Eğer Viyana'da gezmek için toplu taşıma araçlarından yararlanmayı düşünüyorsanız, VIENNA CARD alıp, 24-48-72 saat boyunca toplu taşıma araçlarından sınırsız yararlanabileceğiniz gibi müze, konser, restoran ve cafelerde de belirli oranlarda indirim alabilirsiniz.

Tramvayla, 'çevremizi tanıyalım' şehir turundan sonra, ilk hedefimiz STEPHANSDOM. Katedral sekiz yüzyıldan fazla şehir yangınları, Osmanlı topları, Alman ve Rus bombardımanlarına göğüs germiş ve son haline gelene kadar 3 kez inşa edilmiş. 137 metre yüksekliğindeki çan kulesine, 343 basamakla çıktığınızda, Çek Cumhuriyeti ve Alpler'e kadar uzanan manzarayı görebilirsiniz. Ayrıca, 20 tonluk Pummerin çanı, 1683 kuşatmasında ele geçirilen Osmanlı toplarından yapılmış.

Viyana'yı bizim gibi bahar ya da kış alarında ziyaret edecekseniz, yanınıza bir yağmurluk ya da şemsiye almayı ihmal etmeyin. Ayrıca, tarihi şehir merkezi içerisinde 'Fiaker' adı verilen faytonlarla nostaljik bir tur yapabilirsiniz.
Stephansdom yakınında Domgasse No: 5 'te bulunan FIGAROHAUS, Mozart'ın 1784 - 1787 yılları arasında yaşadığı ve ''Figaro'nun Düğünü'' operasını bestelediği ev. Geçmişte, Mozart'ın, Haydn'ın, Beethoven'in olduğu bu evde bulunmak heyecan verici.
Bir ucunda Stephansdom, diğer ucunda ise Staatsoper (Devlet Operası) bulunan KARNTNERSTRASSE , Viyana'nın şık mağazalarının, cafelerin ve sokak müzisyenlerinin olduğu araç trafiğine kapalı ünlü caddesi. Ünlü mağazaların, cafelerin merkezi olan diğer cadde ise GRABEN. Sadece yayalara ayrılmış olan bu geniş caddede, 1679'da Viyana'da yaşanan büyük veba salgınında ölenlerin anısına yapılmış olan VEBA SÜTUNU yer alıyor.

Graben'in sonuna kadar yürüyüp Hofburg Sarayına doğru döndüğünüzde ünlü pastane DEMEL'i görürsünüz. Demel'de apfelstrudel (elmalı turta) yemeden geçmek olmaz.

STAATSOPER (Devlet Operası), 1869yılında hizmete açılmış ve öyle çok eleştirilmiş ki mimarlarından biri olan Edward van der Nüll intihar etmiş. 1945 bombardımanında binanın tamamı hasar görmüş ve Neo Klasik bina yeniden inşa edilmiş. Bir konsere gidebilmek için önceden rezervasyon gerekmekte.

1911' de Anker Sigorta Şirketine ait binanın arasına, şirket tarafından yaptırılmış olan hareketli saat ANKER SAATİ. 12 farklı tarihi kişilik (Maria Theresa, Haydn, Prens Eugene ...) her saat başı geçmekte ve saat 12'de, 12 figür müzik eşliğinde geçmekte.
Akşam yemeği tabi ki şinitsel olmalı. 'Figmüller' bunun için en iyi adres. Sıra beklemek istemiyorsanız, rezervasyon gerekiyor.

Uzun yıllar Habsburg'ların başkenti olan Viyana'da gezilecek yerlerin başında tabi ki saraylar geliyor. Kışlık saray olan HOFBURG şehir merkezinde. Hofburg sarayı müzesi, Gümüş Kolleksiyonu, İmpratorluk daireleri ve Sisi Müzesi olmak üzere üç bölümden oluşuyor. İmparatorluğun tüm görkemini yansıtan altın, gümüş yemek takımları, kristaller ve porselenleri, her an yemeğe oturulacakmış gibi hazır ziyafet sofralarını görebileceğiniz bir müze.

SISI MUSEUM. Yaşadığı dönemle kıyaslandığında evlilik hakkındaki aykırı düşünceleri, özgürlüğüne ve formuna önem vermesi, Avrupa gezileri ile dikkat çeken mutsuz ve melankolik imparatoriçe Sisi. İmparator Franz Joseph'in eşi. Kullandığı eşyalar, kıyafetler, Avrupa seyahatlerinde kullandığı at arabasının bir örneği bu müzede sergilenmekte. İsviçre'ye yaptığı bir gezi sırasında bir İtalyan tarafından öldürülüyor. Sisi, Viyana için Mozart kadar önemli bir isim ve yine Mozart ile birlikte en çok kullanılan turistik figür. Pek çok yerde, pek çok şeyin üzerinde resimlerini görüyorsunuz.

Habsburg'ların yazlık sarayı ise, SCHÖNBRUNN. İmparatoriçe Maria Theresa tarafından 1744 - 1749 yılları arasında tamamlatılmış ve bu dönemde en parlak günlerini yaşamış olan sarayda, bugün sergilenen mobilya ve kolleksiyonların önemli bir bölümü o döneme ait. Versailles Sarayı örnek alınarak yapılmış. 1400 odası bulunan sarayı gezmek için iki ayrı tur var. Imperial Tur'da 28 oda, Grand Tur'da ise Maria Theresa'nın odası da dahil olmak üzrer 40 oda gezilebiliyor.

Sarayın içinden daha fazla dikkat çeken, imparatorluk tantanasından uzak, zevkli bahçesi, herzaman halka açık. Bahçede bir tepe üzerindeki Neo Klasik sütun dizisi GLORIETTE ise bahçeye ayrı bir güzellik katan bir estetik unsur olmuş. Bahçenin içinde 1752 yılında kurulmuş olan küçük bir hayvanat bahçesi, bir labirent bahçe ve bir botanik bahçesi de var. Bir dip not, Maria Theresa'nın kızı Marie Antoniette 'Ekmek bulamıyorlarsa, pasta yesinler.' sözünü bu sarayda söylemiş.

BELVEDERE SARAYI, viyana kuşatmasında savunmayı yöneten ve başarılı olan Prens Eugen Savoy'a hediye edilmiş. Viyana'nın Barok mimarisinin gözdelerinden biri olarak kabul ediliyormuş. Heykelleri, çeşmeleri, şelaleleri ve gölleriyle bahçesi sanki bir büyülü dünya. Aşağı ve Yukarı Belvedere olarak iki binadan oluşuyor. Yukarı Belvedere 19. ve 20.yüzyıl sanat eserlerine ev sahipliği ediyor. Avusturya'lı sanatçı GUSTAV KLIMT'in (1862 - 1918) en büyük kolleksiyonu bu müzede. Klimt'in 'The Kiss' (Öpücük) adlı eserini görmek büyük bir zevk.

Gustav Klimt - The Kiss
Şehir, tarih, sanat gezilerine biraz ara verip, Viyana'ya özgü birseyler tatmak için en iyi adreslerden biri de CAFE SACHER. Karntnerstrasse'deki cafede 175 yıldır aynı şekilde yapılan, ünlü çikolatalı pastası 'Sachertorte'yi, kahve eşliğinde yemek gerekir.

Viyana ile ilgili birşeyler yazıp da kahveden bahsetmemek olmaz. Viyana'da kahve geleneğinin başlangıcı, Osmanlı ordularının yaklaşık 150 yıl arayla iki kez şehri kuşatmasıyla başlıyor. Rivayete göre, 17. yy.'da Viyana kapılarından çekilen Osmanlı Ordusu, geri dönerken yanındaki tüm gereksiz ağırlıkları bırakmış ve bunlar arasında çekilmemiş kahve çekirdeği çuvalları da varmış. Kahve ile böyle tanışan Viyana'lılar zamanla özgün bir cafe-pastane kültürü yaratmışlar. Melange, onlara özgü sütlü bir kahve.
Başka bir hikaye de 'Croissant' (kruvasan) ile ilgili. Yine rivayete göre, Osmanlı lağımcılarının patlayıcı yerleştirmek üzere gece sur altlarını kazmaya başladıklarıında, sabah ekmek yapan fırıncılar, bu sesleri duyarak komutanlara haber veriyorlar ve kahraman oluyorlar. Daha önce düz yaptıkları kruvasanı, Osmanlı Sancağı'ndaki hilale benzer şekilde yapmaya başlıyorlar. Tüm Avrupa'ya 'Viennoiserie' (Viyana Çöreği) olarak yayılıyor ve hatta Marie Antoinette, Fransa'ya evlenip gittiğinde bu alışkanlığını da yanında götürüp, Fransızları da kruvasanla tanıştırmış.

Tekrar sanat, tarih ve kültür gezilerine dönersek sıra, karşılıklı birbirlerinin mimari ikizi olan KUNSTHISTORISCHES MUSEUM (Güzel Sanatlar Müzesi) ve NATURHISTORISCHES MUSEUM (Tabiat Tarihi Müzesi)'de. Son derece geniş bir Batı Avrupa sanatı eserlerine sahip olmakla birlikte Louvre'dan daha az tanınmasının nedeni, sanırım adının oldukça zor söylenmesi. Tabiat Tarihi Müzesi ise göktaşları, böcekler, dinazorlardan oluşan ilgi çekici bir kolleksiyona sahip. Kaynakların büyük çoğunluğu Maria Theresa'nın eşinin kolleksiyonlarından gelmekteymiş.

Biraz da eğlence, PRATER PARKI. Tuna Kanalından karşıya geçip, eski eğlence parkı Prater'e gidebilirsiniz. 1897 yılında bir İngiliz mühendis tarafından yapılan 65 m. yüksekliğindeki dönmedolap RIESENRAD, dünyanın en eski ve en büyük dönmedolaplarından biri. Şehrin sembollerinden olan dönmedolaptan, şehir manzarası da mükemmel.

3 gün boyunca Viyana kazan, biz kepçe dolaştıktan sonra, hedefimiz trenle PRAG.
Auf Wiedersehen :))
***Kırmızı renkli yazılardan daha detaylı sayfalara ulaşabilirsiniz.