
Bilbao
33 fotoğraf · Avrupa
Bir tasarım şehri BILBAO. İspanya'nın kuzeyinde, Bask bölgesinin en büyük şehri. Atlantik Okyanusu'nun Biskay Körfezinde olan şehir, Nervion Nehri boyunca yerleşmiş. Sanayi Devrimi sırasında kurulan pek çok fabrika ve işyeri sayesinde bölgeye refah gelmiş. Bilbao'yu sanat ve tasarım dünyası için bir çekim merkezi haline getirmek isteyen Bilbao Hükümeti, Guggenheim ile bağlantıya geçip, Manhattan'dan sonra Bilbao'da müze kurmalarını ister. 1997'de Frank Gehry'nin tasarımıyla Guggenheim Müzesi açılır. Müzenin açılmasıyla beraber, bölgede gözle görülür bir fark olur ve etrafında yeni galeri, restoran ve oteller açılır, turizm canlanır. Gri sanayi şehri Bilbao, çirkin ördek yavrusu iken, güzel bir kuğuya dönüşür. Buna Bilbao'lular ''Guggenheim Effect'' (Guggenheim Etkisi) adını verir. Norman Foster metro çıkışlarını, Jeff Koons müze önündeki enstalasyonları tasarlar.
Biz de, tasarım şehri Bilbao'yu, Atlantik Okyanus'u kıyısındaki yerleri, etrafındaki köyleri görmek ve de gastronomik bir tur yaparak eşsiz lezzetleri tatmak için, arkadaşlarımızla birlikte, THY ile yaklaşık 4 saatlik bir yolculukla Bilbao'ya uçtuk. Hedef iki gün Bilbao daha sonra, San Sebastian, Biarritz ve Bordeaux.

Havaalanından şehir merkezine, Plaza Moyua'daki otelimize, 20 dakikalık bir taksi yolculuğuyla ulaşıyoruz. Toplu taşıma ile de ulaşmak mümkün. Şehir içi ulaşım ise, otobüs,tramway ve metro çok gelişmiş ancak şehir küçük oluduğu için yürüyerek gezip görmek istediğiniz her yere kolayca ulaşabiliyorsunuz. Akşam üzeri saat 5 gibi ulaştığımız otelimize yerleşip, hemen keşfe başlıyoruz. Otelden çıkıp, GRAN VIA boyunca yürüyerek eski şehir CASCO VIEJO'ya gidiyoruz.

Plaza Moyua'da, Norman Foster tasarımı metro çıkışı
Plaza Moyua, şehrin yeni bölgesinin gözde yerlerinden, Gran Via ise popüler alışveriş caddesi. Gran Via'nın sonunda Puente del Arenal Köprüsü'nden karşıya geçip, 1890'da inşa edilmiş, Neo-Barok TEATRO ARRIAGA'ya geliyoruz. Karşısında ise 18. yüzyıldan kalma SAN NICOLAS KİLİSESİ yer alıyor. Artık Eski Şehir, CASCO VIEJO'dayız.

Teatro Arriaga
Bilbao ilk olarak, Ria de Bilbao Nehrinin doğu yakasındaki yedi küçük sokak ve çevresine kurulmuş. Bugünse, bu yedi sokak ve çevresi Bilbao'nun yeme içme konusunda merkezi. İspanya'nın güneyinde tapas olarak adlandırılan atıştırmalıklar, Bask bölgesinde Pintxos (pinços olarak okunuyor) adını almış ve tapaslara göre çok daha lezzetli ve çeşitli. Pintxos yemeyi biraz daha sonraya bırakıp,eski şehrin sokaklarını dolaşmaya devam ediyoruz.

- yüzyılda yapılmış, Gotik SANTIAGO KATEDRALİ.

Küçük, dar sokaklardan geçip, eski şehrin nehir kıyısındaki kapalı pazar yeri MERCADO DE LA RIBERA'ya geliyoruz. Ribera İspanya'nın en büyük kapalı pazar yeri, 1930 yılında inşa edilmiş ve son yıllarda yenilenmiş, ancak içini göremiyoruz, ne yazık ki kapalı.

Ribera ve San Anton Kilisesi (Gotik 1433)

Atxuri Station (1912)
Artık Pinxtos zamanı geldi. Hedef PLAZA NUEVA. 1849 yılında inşa edilen bu neoklasik yapı, şehrin en gözde meydanını çevreliyor. Plaza Nueva'nın en önemli binalarından biri olan Diputacion, Bask Dili Kraliyet Akademisine ait. Ama meydanın önemi, tarihi yapılarının yanısıra pintxos barlara evsahipliği yapması. Meydan akşam üzeri pintxos saati (saat 17 - 21 arası) çok hareketli.


Plaza Nueva'daki bol ödüllü bar, Bar Gure Toki'nin lezzetli pintxosları, Kuzey İspanya'nın şarap bölgesi Rioja'nın şarapları eşliğinde tadıldı. Biz denemesek de, bölge halkının çok tükettiği, beyaz şarap ve kolanın aynı oranda karıştırılarak yapıldığı''kalimotxo'' da denenebilir. Meydanda önerilecek bir diğer yerse Victor Montes. Pintxos'a sadece bir atıştırmalık olarak bakmak, büyük bir haksızlık olur. Aslında her biri ayrı bir yemek. Bu arada Bask mutfağı tüm dünyada kabul edilmiş, önemli bir mutfak.

Leziz pintxoslar...

Otele dönüş yolunda da, tulumba tatlısına çok benzeyen churros, çikolata sos eşliğinde mideye indirildi.

Arenal Köprüsünden Bilbao...
İkinci günümüzü Guggenheim Müzesi ve şehre serpiştirimiş enstalasyonlara ve Bilbao güzel sanatlar müzesine ayırdık.
Geziye başlamadan biraz daha Bask bölgesi ve Bilbao hakkında genel bilgi: Bask bölgesi, Dördü İspanya, üçü Fransa'da kalan toplam yedi eyaletten oluşuyor. Özerk bölgenin başkenti Vitoria-Gasteiz şehri. Bölgeye özerklik 25 Temmuz 1979'da veriliyor. Resmi dilleri İspanyolca ve Baskça. Dil bilimcileri tarafından, Hint-Avrupa dilleri Avrupa'ya yayılmadan önce Avrupa'da konuşulan dillerden arta kalan tek dil olduğu söylenmekte. Baskça izole bir dil olduğundan dolayı, dünyada hiçbir dille yakın akrabalığı bulunmamakta.
İspanya'nın en zengin bölgelerinden biri. Bu, şehrin genel görünümü, insanların giyim kuşamlarından da anlaşılabiliyor. Ancak yaş ortalamasının da yüksekliği dikkat çekiyor.
Havası ise sizi yanıltabilir. İspanya diye yazın çok sıcak bir hava beklemeyin. Biraz bizim Karadeniz havası gibi yağışlı ve ılık. Yazın okyanustan gelen rüzgarlar sıcaklığın artmasını engelliyor.
Bu arada 14-17 arası siestaya dikkat etmek gerekiyor. Bu saatler arası pek çok yer kapalı.

Günün ilk durağı, BILBOKO ARTE EDER MUSEOA yani Güzel Sanatlar Müzesi. Plaza Moyua'daki otelimizden on dakikalık yürüyüşle müzeye ulaştık. Müzenin ilk açılşı 1914. 1924 Modern Sanatlar müzesi açılıyor ve 1945'de de iki müzenin kolleksiyonları aynı çatı altında toplanıyor. 7000'den fazla sanat eserine evsahipliği yapıyor. Bu kalıcı kolleksiyonun yanısıra, geçici sergiler de yer alıyor. Bizim gittiğimiz dönemde,ünlü tasarımcıların (Chirstian Dior, Basklı tasarımcı Cristobal Balenciaga gibi), 1940 ve 1950'lerin kadın kıyafetleri sergisi vardı.
Müze çıkışı, Casilda Iturrizar Park'tan yürüyerek, EUSKALDUNA CONFERENCE CENTRE'a geliyoruz. Bu kültür merkezi ve opera salonu 1999'da açılmış. Bilbao senfonisi konserlerini burada veriyor.

Euskalduna'dan, nehir boyunca Ayuntamiento Köprüsüne kadar yürüyerek, kente kişilik kazandıran heykel ve enstelasyonlar ile sokak sanatını görmek mümkün.

Nehrin karşı yakası

Ve nihayet, Bilbao'yu Bilbao yapan GUGGENHEIM BILBAO. Manhattan'daki Frank Lloyd Wright imzalı Guggenheim Müzesinden 38 yıl sonra inşa edilen, Frank Gehry tasarımı Guggenheim Bilbao, Nervion Nehrinin kenarında yer alıyor. Binanın kaplamasında kullanılan titanyum paneller balık pullarını temsil ediyor. Müzenin kolleksiyonu ise 20. yüzyılın modern ve güncel sanatına ağırlık vermiş. Ancak Guggenheim Bilbao, kolleksiyonundan çok mimari yapısıyla dikkat çekiyor.

Anish Kapoor'un eseri, TALL TREE and THE EYE, 2009

Louise Borgeois'in eseri MAMAN, 1999.

Jeff Koons - TULIPS

1970'lerin başında yapılan LA SALVE KÖPRÜSÜ ve Guggenheim Bilbao'nun 10. yıl dönümünde Daniel Buren'in yaptığı RED ARC.

Bilbao'nun simgesi PUPPY, 1992'de Jeff Koons tasarlamış. Guggenheim Müzesinin ana girişindeki, 12 m. yüksekliğindeki bu çiçek köpek, değişik mevsimlerde, değişik çiçek açıyormuş.

Guggenheim Bilbao'dan sonra, nehir boyunca yürüdüğünüzde, Santiago Calatrava'nın ödüllü köprüsü ZUBIZURI (1997) karşınıza çıkar.
Böyle yoğun ve yorucu bir günü, nehir kıyısında bir deniz ürünleri restoranında tamamladık. Akşam yine, Plaza Nueva'daydık. Sabah San Sebastian'a yolculuk var. 90 km. uzaklıktaki San Sebastian'a en kolay ulaşım otobüsle olduğu için, otelimizden 15 dakikalık bir yürüyüşle otobüs terminaline yürüyoruz. Bu arada Athletic Bilbao'nun mabedi SAN MAMES STADIUM'u da görüyoruz. San Mames Stadyum'u 1913'de inşa edilmiş. La Liga'da maç yapılan en eski stadmış.

Biz, Bilbao'dan San Sebastian'a gitmeyi planladık ama Bilbao yakınlarında gidilebilecek başka yerler de var. MUNDAKA, 40 dakika uzaklıkta, balıkçı kasabası. GETXO BÖLGESİ, metro ile 20 dakikada ulaşılabileceğiniz bir sahil kasabası. Unesco kültür mirası köprüsü ve deniz mahsülleri ile ünlü. GUERNIKA, Bilbao'nun 30 km. doğusunda, Picasso'nun ''Guernica'' eserine ilham veren kasaba. Parlamento binası ve Bask Halkı için kutsal sayılan meşe ağacı ile ünlü. SANTANDER, Bilbao'nun batısında 100km. uzaklıkta sayfiye şehri. Planınıza ve tatilinizin uzunluğuna bağlı olarak artık tercih sizin. San Sebastian'da görüşmek üzere...
ADIOS AMIGOS :))