
Budapeşte
45 fotoğraf · Avrupa
İstanbul'dan yaklaşık 1,5 saatlik bir uçuşla Tuna'nın incisi olarak anılan Budapeşte'deyiz. Avusturya-Macaristan İmparatorluğuna başkentlik yapmış iki şehirden biri olan Budapeşte, şehrin ortasından akan Tuna Nehri, üzerindeki güzel köprüleri ve tarihi dokusuyla Avrupa'nın en güzel şehirlerinden biri. Avrupa'yı doğu ve batı olarak ikiye ayıran Tuna Nehri, Budapeşte'yi de ikiye ayırmış. Doğu kıyısında Peşte, batı kıyısında ise Buda yer alıyor. Peşte, düz bir alana kurulmuş ve şehrin ticari merkezi, Buda ise tepelik ve yeşil bir alanda tarihi ve turistik merkez.
2004 yılında Avrupa Birliğine üye olmakla birlikte Macaristan'ın para birimi Forint. Türk lirasına göre değeri düşük bir para birimi. 1 lira yaklaşık 100 forint. Ancak pek çok yerde euro da kullanabiliyorsunuz.
Havaalanından otobüs ya da taksi ile şehir merkezine ulaşabilirsiniz. Toplu taşıma ile birkaç aktarma yaparak şehir merkezine ulaşabileceğimizi öğrenince, biz taksiyi tercih ettik. Ancak havaalanı çıkışında birçok korsan taksici, şehir merkezine ulaşım için teklif etse de bunlara binmeyip, havaalanının resmi taksisini kullanmakta fayda var. Rezervasyonunu önceden yaptırdığımız, Peşte tarafındaki otelimize yaklaşık 20 dakikalık bir taksi yolculuğu ile geldik. Otelimizin çok merkezi bir yerde olması, pekçok yere yürüyerek ulaşabilmemizi sağladı. Toplu taşıma araçlarını kullanmak istiyorsanız, tek bilet yerine, günlük, haftalık bilet alıp sınırsız kullanabilirsiniz. 1896 yılında yapılmış olan Budapeşte metrosu, Londra'dan sonra dünyanın en eski metrosu olma özelliğine sahip ve Unesco dünya kültür mirası listesinde.Ulaşım için metroyu kullanmasanız bile, bir kez binmenizi öneririm. Eğer kısa sürede tüm şehri görmek istiyorsanız, en kolay ulaşım şekli ise hop on hop offotobüsler. Bu otobüsler ile şehrin tüm önemli turistik merkezlerini dolaşabilirsiniz. Biz de zamanımızı iyi kullanmak açısından hop on hop off otobüsleri tercih ettik. Şehirde birkaç tane bu turları yapan şirket var. Hatta Big Bus'da Türkçe rehberlik hizmeti var.
Paris'teki Champs-Elysees model alınarak yapılmış, şehrin ünlü caddesi Andrassy Caddesi üzerindeki, Opera binasının hemen yanındaki otelimize yerleşiyor ve haritamız elimizde başlıyoruz Budapeşte'yi keşfe. Yürüyerek, AZİZ ISTVAN BAZİLİKASI'na ulaşıyoruz.

Adını Macaristan'ının ilk kralından alan, 8500 kişi kapasiteli şehrin en büyük kilisesi yarım yüzyıllık bir çalışmanın ardından 1905 yılında tamamlanmış. 96 metrelik kubbesi, Peşte'nin en yüksek seyir noktası olup, merdiven ya da asansörle çıkıp, tüm şehri tepeden izleyebilirsiniz. Parlamento Binası'nın kubbesi de 96 metre olup, Macarların bu bölgeye yerleştiği 896 yılına bir gönderme imiş. Bina içinde ilgi çeken şeyse, şapelin içindeki kutsal emanetler kutusunda saklanan, Aziz Istvan'ın büyük saygı duyulan sağ eli (kutsal sağ el).

Bazilikadan çıkıp, yürüyerek Tuna Nehri'ne ve Budapeşte'nin simgesi olan asma köprü SZECHENYI KÖPRÜSÜ yani ZİNCİR KÖPRÜSÜ'ne geliyoruz. Buda ile Peşte'yi birbirine bağlayan ilk köprü olan bu köprü, 1839-1849 yılları arasında Kont Istvan Szechenyi tarafından yaptırılmış. Asma köprünün her iki tarafında duran birer çift aslan köprüye nöbetçilik yapmakta.

Hop on hop off otobüsleri görüp, içinde gece şehir turu ve Tuna Nehri'nde tekne turu da olanı tercih edip, Avrupa'nın en iyi ışıklandırılmış şehri ünvanına sahip Budapeşte'yi hem gece, hem de nehirden görmüş olduk. Otobüsten Peşte tarafındaki KAHRAMANLAR MEYDANI'nda inip, meydanı ve Kent Parkı VAROSLİGET'i gezdik.
Kahramanlar Meydanı, Macarların bölgeye yerleşmesinin 1000. yıldönümünde yapılan BİNYIL ANITI'na ev sahipliği yapmakta. Andrassy Caddesi, bu anıtın bulunduğu Kahramanlar Meydanında son bulmakta. Kral Istvan'dan itibaren tarihi kişilerin heykelleri yarım daire şeklinde sütunların arasında yer alırken, Macar kabile şeflerinin de at sırtında heykelleri ortada durmakta. Heykellerin önünde ise Meçhul Asker Anıtı bulunmakta.

Kahramanlar Meydanı'nda karşılıklı duran, nerdeyse birbirinin aynısı iki büyük Neo-Klasik bina ise, sağ taraftaki MUCSARNOK yani SANAT SARAYI, sol tarafta ise GÜZEL SANATLAR MÜZESİ.
Kahramanlar Meydanı'nın hemen arkasında ise Kent Parkı VAROSLİGET var. Geniş yeşil bir alana sahip olan bu parkta, kışın puz pateni sahası olarak kullanılan bir göl, 1896' da Binyıl Sergisi için yapılıp, sonra çok beğenildiği için kalıcı olarak inşa edilen VAJDAHUNYAD KALESİ, eğlence parkı, dünyanın en eskilerinden olan, 1866' da yapılmış, Hayvanat Bahçesi ve en önemlisi SZECHENYİ KAPLICALARI var. Bu kaplıcanın özelliği, su sıcaklığının 27 derece olup, açık havada yüzme imkanı sunması. İlginç olansa, insanların havuzda, suyun içinde satranç oynamaları. Ne yazık ki, bu kaplıcaya girme fırsatımız olmadı. Budapeşte bir fay hattının üzerine kurulmuş. Bu nedenle kaplıcaları ile ünlü ve sağlık turizmi gelişmiş.

Vajdahunyad Kalesi

Szechenyi Kaplıcaları

Parkta gezerken, Macarların kürtöskalacs dedikleri, pek çok çeşiti olan bu ünlü tatlılarından denemeyi de ihmal etmedik. Bunun festivali de düzenleniyormuş.

Park gezimizi bitirdikten sonra, Kahramanlar Meydanı'ndan hop on hop off otobüsümüze binip, turumuza kaldığımız yerden devam ediyoruz. Bizim için bir sonraki durak, BÜYÜK SİNAGOG. Avrupa'nın en büyük sinagogu olan bu yapı 3000 kişi kapasiteli. 19. yüzyılda yapılan sinagogun soğan şeklindeki bakır kubbeleri dikkat çekici.

Sinagogun avlusunda ise, ünlü Macar sanatçısı Imre Varga tarafından yapılan metalden salkım söğüt var. Söğütün her bir yaprağında, soykırımda ölen Budapeşteli Yahudi ailelerden birinin ismi yazılı. 1944-1945 yılları arasında Nazilerin başa geçirdiği Gamalı Haç hükümeti tarafından idam edilen Yahudilerin toplu mezarlarının olduğu yerin üzerinde yer almakta bu salkım söğüt.

Bir sonraki durağımız VASARCSARNOK, yani Büyük Pazar binası, Özgürlük Köprüsünün yanında yer alan kapalı pazar. Burada karnımızı doyururken, biraz da dinlenme fırsatımız oluyor. Bu pazarda yerel lezzetleri ve el sanatları ürünlerini bulabilirsiniz. Zemin katta meyve, sebze, baharat, et ve şarküteri ürünleri, üst katta ise el sanatları ürünleri ve hediyelik eşya satılmakta. Ünlü kırmızı biberlerini buradan satın alabilirsiniz. Bazılarına göre Osmanlılar sayesinde tanıştıkları kırmızı biberler yemeklerinde önemli bir yer tutmakta. Üst kattaki minik cafe ve büfelerde Macar yemeklerini deneyip, bir şeyler içebilirsiniz. Biz de kızarmış hamur LANGOS'u tercih ediyoruz. Langosun üzerini tatlı ya da tuzlu malzemelerle zenginleştirebilirsiniz. Üzerine de Macarların ünlü meyve brendisi PALİNKA'yı deniyoruz. Palinkanın kayısılı olanı en çok tercih edileni imiş. Bu kapalı pazar binası, Eiffel Kulesi'nin mimarı Gustav Eiffel tarafından tasarlanmış ve inşa edilmiş. Binanın demir işçiliği dikkat çekici.

Pazardan çıkıp, ÖZGÜRLÜK KÖPRÜSÜ'nden Buda tarafına geçip otobüs durağımıza yürüyoruz.

Artık bir süre otobüsten inmeyip, dinlenme zamanı. Otobüsümüz Buda'da Tuna Nehri boyunca ilerliyor ve o muhteşem Macar Parlamento Binasının önünden geçiyoruz. Parlamento 1885-1904 yılları arasında, Avusturya-Macaristan İmparatorluğu'nun büyüklüğünün sembolü olması amacıyla inşa edilmiş. Tamamlandığında dünyanın en büyük parlamento binasıymış.

Havanın kararmasıyla birlikte gece turumuza başlıyoruz. Avrupa'nın en iyi ışıklandırılmış şehri ünvanına sahip bu şehrin, gece hali ise çok etkileyici. Budapeşte akşam da çok canlı ve hareketli bir şehir. Turumuzu bitirdikten sonra artık keyif zamanı gelmişti. Andrassy Bulvarı üzerindeki Liszt Meydanı'na gidiyoruz. Bu meydan sadece yayaların girebildiği tiyatrolar, restoranlar ve şık cafelerin olduğu bir bölge.Ortada da Macarların ünlü bestecisi Franz Liszt'in bir heykeli var. Akşam yemeğimizi bu meydanda bir restoranda yiyoruz. Menümüz gulaş çorbası, kaz ciğeri ve ünlü beyaz şarapları Tokaji. Gulaş çorbası, et, patates,soğan, domates ve biberden yapılıyor ve bizim çok tanıdığımız bir lezzet. Kaz ve kaz ciğeri ise menülerinde önemi bir yer tutuyor. Gulaş, Türkçe bir kelime olup, kul aşından gelmiş. Osmanlı zamanında, Sultanın askerleri için yapılan bir yemekmiş.

Ertesi gün, güzel bir kahvaltı sonrası, gezimize hemen otelimizin yanındaki OPERA'dan başlıyoruz. 1884 yılında Viyana Opera Binası örnek alınarak yeni rönesans tarzında inşa edilmiş. Dünyanın en güzel opera binalarından biri olarak kabul edilen bina hala kullanılmakta.

Operadan yürüyerek, aynı bulvar üzerindeki (Andrassy Bulvarı) TERÖR EVİ'ne geliyoruz. Nazi yanlısı Gamalı Haç Partisi 2. Dünya Savaşı sırasında bu binada faaliyet göstermiş ve bina bir süre de Nazi karargahı olarak kullanılmış. Daha sonra ise komünist gizli servisine ev sahipliği yapmış. Bodrum katındaki işkence odalarını gezerken, totaliter rejimlerin acımasızlığı içinizi sızlatıyor.

Terör Evi çıkışı, birkaç durak da olsa, Londra'dan sonra dünyanın en eski ikinci metrosunu kullanarak Kahramanlar Medanı'na gelip, bugünkü turumuza başlamak üzere otobüsümüze biniyoruz. Hedef GELLERT TEPESİ. Bu tepe şehrin panoramik manzarasını görmek için ideal bir yer. Tepeye adını veren Gellert, Macarların hristiyanlığa geçişinde önemli bir isim. M.S 1000 yıllarında Macar kralı Stephen, bir misyoner olan Gellert'i davet etmiş. Gellert, krala hristiyanlığı kabul ettiklerine dair bir kağıt imzalatmış. Buna kızan pagan Macarlar, Gellert'i çivili bir fıçıya koyup, bu tepeden yuvarlamışlar. Burası, 1902' de yaptırılan ve elinde haç taşıyan Gellert heykeli ile işaretlenmiş. Tepede bir kale ve şehrin her tarafından görülebilen ÖZGÜRLÜK ANITI var. Anıtı Ruslar, Budapeşte'yi Almanlardan kurtarırken ölen askerlerin anısına dikilmiş. Yerli halk tarafından Sovyet hakimiyetinin simgesi olarak görülse de artık şehrin simgelerinden olmuş.

Tepenin eteğinde ise, GELLERT OTELİ ve KAPLICALARI var. 1918'de Art Nouveau tarzda yapılmış bu otel, Buda'nın en güzel kaplıcalarına sahipmiş.

KALE TEPESİ (BUDAI VAR) ve KRALİYET SARAYI, bir sonraki durağımız. Peşte'nin Moğollar tarafından saldırıya uğramasının ardından Kral 4. Bela sağ kalanları etrafı duvar ve kale ile çevrili Buda tarafına geçirmiş.Osmanlılarla yapılan savaşlarda yıkılan binaların onarılması 18. yüzyıl ortalarını bulmuş. Bölge bugün sanat ve kültür merkezi.

HALASZBASTYA yani BALIKÇILAR BURCU. Yapımı 1905' de tamamlanmış ancak savunma için hiç kullanılmayan bu kaleden şehrin en güzel manzarasını görebilirsiniz. Burçtaki 7 kule, 7 Macar boyunu temsil etmekte. Ne yazık ki, Burcun hemen arkasında yer alan ünlü büyük otel ise, oradaki tarihi yapıyı bozan bir görüntü oluşturmuş.

Balıkçılar Burcu'ndan Parlamento Binası
MATTHIAS KİLİSESİ, Balıkçılar Burcunun bulunduğu tepede yer alan, 13-15. yüzyıllar arasında Gotik tarzda yapılmış olan kilise. 1541' de Osmanlıların şehri almasıyla camiye çevrilmiş ve bütün freskler beyaza boyanmış. Macarların Buda'yı almasıyla yeniden restore edilmiş.

Kale Tepesine ve Kraliyet Sarayına, Peşte tarafından Zincir Köprü'den geçip, meydandaki 19. yüzyıldan kalma füniküler ile ulaşabilirsiniz. Kale tepesinden tekrar bindiğimiz otobüsümüzden Margaret köprüsü başında iniyoruz. Ancak bu gideceğimiz yer sadece bizi ilgilendiriyor. Diğer bütün yolcular otobüsle devam ediyor, hatta burası tur programına konulmamış bile. GÜLBABA TÜRBESİ, buraya kadar gelip de, bizden birilerini ziyaret etmemek olmaz diye türbeye gidiyoruz. Bektaşi dervişi Cafer, 1541 yılında Buda'nın Osmanlılar tarafından fethi sırasında şehit düşmüş. Adını kavuğunda sürekli taşıdığı gülden almış. Budapeşte'ye gülü getirenin Gülbaba olduğu söyleniyor.

Türbe ziyaretimizi de yaptıktan sonra, MARGARET ADASI'na doğru yürüyoruz. Margaret adasına, Margaret Köprüsünden bir bağlantı olduğu için yürüyerek ulaşalabiliyorsunuz. 2 kilometre uzunluğunda, Tuna Nehri üzerindeki bu ada, adını Kral 4. Bela'nın burada rahibe olarak yaşayan kızından almış. Asırlık ağaçların olduğu bu yeşil adaya, Budapeşteliler yürümek, bisiklete binmek ve piknik yapmak için geliyorlar. Ayrıca adada büyük bir açık hava kaplıca kompleksi de yer alıyor. Parkta biraz dinlendikten sonra, yolumuza adadan bindiğimiz tekne ile devam ediyoruz.
Akşamımızı ise, VACİ CADDESİ' nde geçiriyoruz. Vaci, Peşte'de uzanan, alışverişin merkezi olan bir cadde. Caddedeki VOROSMARTY MEYDANI ise hem yerli halkın hem de turistlerin tercih ettiği, cafeleriyle ünlü bir meydan. Bizim seyahatlerimizin olmazsa olmazı Hard Rock Cafe de bu meydanda. Buradan oğlumuzun siparişlerini aldıktan sonra, 1884 yılından beri Budapeşte cafe piyasasının duayeni olan GERBEAUD'a akşam yemeği için oturuyoruz. Binanın görkemli ve yüksek tavanlı içi görülmeye değer.
Ertesi günümüz, yine uzun ve yorucu olacak. Yolculuk Esztergom, Visegrad ve Szentendre'ye. Otobüs ya da tekneyle ulaşabileceğiniz bu tarihi kasabalara biz bir turla gitmeyi tercih ediyoruz. Bir minibüsle, Alman ve Amerikalı yol arkadaşlarımızla Esztergom'a doğru hareket ediyoruz.
ESZTERGOM. Kral Istvan, onun yaşadığı dönemde Macaristan'ın başkenti olan Esztergom'da doğmuş. Kasaba hala ülkenin dinsel merkezi konumunda ve ülkenin en büyük kilisesi burada. Buradaki ilk kilise Osmanlılarla yapılan savaş sırasında yıkılmış. Kaleninse çok az bir kısmı ayakta kalabilmiş. Bazilkanın olduğu tepeden Tuna'nın karşı kıyısındaki Slovakya'yı görebilirsiniz. Tuna, Slovakya ile Macaristan arasında sınır görevi görüyor. Hatta Tuna üzerindeki köprüden Slovakya'ya geçerek Esztergom'un güzel fotoğraflarını çekebilirsiniz.

Esztergom Bazilikası

Slovakya kıyısından Esztergom Kalesi ve Bazilika
İkinci durağımız VİSEGRAD, Tuna Nehrinin en güzel manzarasının olduğu yere kurulmuş. Manzaranın tadını çıkarmak ve fotoğraf çekebilmek için tepede mola veriyoruz.

Ve son durak, SZENTENDRE. Bu etkileyici ve sevimli kasabaya Buda'daki Batthyany meydanından kalkan banliyö treni ile de ulaşabilirsiniz. Kasabanın merkezi 18. yüzyıldaki haliyle korunmuş. Osmanlı işgallerinin ardından 13. ve 17. yüzyılda Sırp mülteciler buraya yerleştiriliyor ve kendi dini, ticari ve mimari anlayışlarını buraya getiriyorlar.

Tuna'nın, Budapeşte'nin kuzeyinde doğuya doğru akarken, yönünü değiştirerek güneye gitmesiyle oluşan Tuna Kıvrımı anlamındaki DUNAKANYAR'daki bu harika doğal ve tarihi güzellikleri olan kasabaları gezdikten sonra Budapeşte'ye dönüyoruz. Son akşamımızı Kale Tepesi'nin eşsiz manzaralarını ve ışıl ışıl Tuna'yı izleyebileceğimiz nehir kıyısındaki cafelerden birinde geçiriyoruz.
DİP NOT : * Ural-Altay dil ailesinden olan Macarca'da Türkçe ile ortak 450 kelime varmış.
- 1934' te spa kenti ünvanına layık görülmüş.
- Kahramanlar Meydanındaki efsane restoran Gundel en iyi adres.
- New York Cafe, zamanımız yetmediği için gitme fırsatımız olmadı.(Erzsebet Bulvarı'nda)
- Peşte tarafında 2 numaralı tramvay hattı Tuna Nehri boyunca güzel manzaralar sunuyor.
- Geneli benim çektiğim fotoğraflar olmakla birlikte, gidemediğim yerlerle ilgili birkaç fotoğraf internetten alınmıştır.

*** Kırmızı renkli yazılardan daha detaylı sayfalara ulaşabilirsiniz.