
Dresden
17 fotoğraf · Avrupa
DRESDEN
Almanya'nın Floransa'sı ya da barok ve rokoko tarzı mimarisi nedeniyle ''mücevher kutusu'' olarak da adlandırılan Dresden'e, Berlin'den iki saatliktren yolculuğu ile ulaşıyoruz. Elbe Nehri kıyısındaki Dresden, Saksonya eyaletinin başkenti ve yaklaşık 500.000 nüfusu var. Geçmişte Demokratik Almanya sınırları içinde. 13-14 Şubat 1945 bombardımanı ile yerle bir olmuş. Bütün savaş boyunca tek bir saldırı almamasına rağmen, savaşın sona ermesi ve Almanya'nın teslim olması için müttefik devletlerinin bir taktiği olarak bombalanmış. Bombardımanda yıkılan binaların bir bölümü aslına uygun olarak yeniden inşa edilmiş. 135.000 kişi ölmüş.

Şehir Altstadt (eski şehir) ve Neustadt (yeni şehir) olmak üzere iki bölgeden oluşuyor.Altstadt şehrin turistik cazibe merkezi olan eski şehir. Neustadt ise alışveriş merkezlerinin, iş dünyasının, yerleşim yerlerinin olduğu yeni şehir. August Köprüsü de iki bölgeyi birbirine bağlıyor. Dresden'de heryerde göreceğiniz isim August. ' August The Strong' olarak anılan kralları, Dresden'in eski şehir kısmını planlayıp, gelişimine katkı sağlamış.
Dresden yürüyerek dolaşılabilecek bir şehir, ancak tüm şehri görmek isterseniz hop on - hop off otobüsler de mevcut. Biz de tüm şehri genel olarak görebilmek için önce, otobüs turu yaptık. Sonra da Altstadt'ı yürüyerek gezdik.
Dresden eski şehrinin ana meydanını, Elbe Nehri kıyısında büyük bir alan kaplayan THEATER PLATZ oluşturuyor. Bu meydanda yer alan önemli yapılardan birisi SEMPEROPER dünyanın en güzel opera binalarından biri olarak kabul ediliyor. 1838 - 1841 yılları arasında yapılmış. 1869'da yanmış ve 1878'de yeniden yapılmış. 13 - 14 Şubat bombardımanı ile yıkılan opera 1985'de tekrar onarılmış. Semperoper'in önündeki heykel, Sakson kralı Johann anısına yapılmış.

Barok tarzı saray kompleksi ZWİNGER. 1709 - 1719 yılları arasında yapılmış. Kral August The Strong'un gösterişi ve zenginliği simgelemek istediği bu yapının inşaatı kral öldükten sonra yarım kalmış ve 100 yıl sonrasına kadar tamamlanamamış. Daha sonra müze kompleksine dönüştürülmüş. Bombardımanda yıkılmış ve 20 yılda onarılmış. Zwinger'in ana giriş kapısı olan 'TAÇ KAPISI' en etkileyici bölümü.

TAÇ KAPI
Büyük bir avlunun etrafında barok tarzı güzel binalardan oluşan ZWINGER'de binalar farklı kültürel etkinlikler için kullanılmakta. Şövalye zırh ve silahları, Çin, Japon ve ünlü Meissen porselenlerinin sergilendiği bölümler yer almakta. GALERIE ALTE MEISTER'da ise İtalyan rönesans sanatçılarının yanısıra 16 - 17. yüzyıldan pekçok sanatçının eserleri bulunmakta. Bunlar arasında en dikkat çekeni Raphael'in 'SİSTİNE MADONNA'sı. 1513 - 1514'de yapılmış bu eser 1754'te Dresden'e taşınmış. Daha sonra Moskova'ya kaçırılan tablo, 10 yıl orada kaldıktan sonra 1945'te Almanya'ya geri gönderilmiş.

R OYAL PALACE (Eski Kraliyet Sarayı), 14. yüzyılda kale kompleksi olarak inşa edilmiş, 15 . yüzyılda geliştirilmiş. 1701'de yanmış ve kral August döneminde yeniden inşa edilmiş. Bu nedenle farklı mimari tarzlardan oluşmakta. 2. Dünya Savaşın'daki bombardımandan zarar gören saray, günümüzde müze olarak kullanılmakta.

ROYAL PALACE, GREEN VAULT, 2004 'te açılan bu bölümde, Avrupa hazinelerinin en büyüklerinden birisi bulunmakta. Gümüş, altın, fildişi, kehribar odaları bulunmakta.
HOFKIRCHE, Saksonya eyaletinin en büyük kilisesi, 18. yüzyılda yapılmış. Bu kilise de İkinci Dünya Savaşının gazabından kurtulamamış ancak Demokratik Almanya döneminde restore edilmiş. 1980 yılından itibaren katedral olarak hizmet vermeye başlamış. Meşhur org yapımcısı Silbermann'ın en büyük orgu da bu kilisede.

FÜRSTENZUG, 102 m. uzunluğundaki bu muhteşem duvar panosunda Saksonya krallığının tarihi resmedilmiş. 25.000'den fazla Meissen porseleninden yapılmış ve dünyanın en büyük mozaği. Resimlere sırayla bakıldığında, kral kıyafetlerinin zaman içinde nasıl değiştiği gözlemlenebiliyor.

NEUMARKT , 1548'de yapılan bu meydanda çok fazla kafe ve restoran bulunmakta. Biz de yemeğimizi bu meydandaki restoranlardan birinde yedik. Dünya mutfaklarının da olduğu çok fazla alternatif bulunmakta. Saksonya çorbası önerilir ya da farklı birşey denemek isterseniz Avusturalya mutfağından kanguru eti yiyebileceğiniz Ayers Rock'a gidebilirsiniz.
Meydandaki kilise FRAUENKIRCHE ile meydanın önemi artmış. 1726 - 1743 yılları arasında yapılan kilise bombardımandan sonra yeniden inşa edilmiş.

BRÜHLSCHE TERASSE, Eski şehirden merdivenlerle çıkılan, Avrupa'nın Balkonu olarak bilinen teras, Elbe Nehrinden 15 m. yükseklikte. Şehir manzarasının en iyi görüldüğü nokta burası. Elbe Nehrinin ve August Köprü'sünün çok güzel resimleri çekilebilir. 1814 yılında yapılmış merdivenlerden çıktığınızda, sabah, öğle, akşam ve gece olmak üzere dört vakti simgeleyen heykelleri görürsünüz. Oturma bankları, heykeller ve kafelerin olduğu bu teras şehir surlarının üzerine yapılmış.

Terasta yer alan tarihi binalar PARLAMENTO BİNASI, hemen yanında barok kütüphane SECUNDOGENITUR, limon sıkacağına benzetilen cam kubbesiyle Sanat Akademisi KUNSTAKADEMIA.

Terasın doğusundaki ALBERTINUM, 1860'larda yapılmış ve 19 - 20. yüzyıllara ait Van Gogh, Gauguin, Monet gibi sanatçıların eserleri ile heykel ve kraliyet mücevherlerinin sergilendiği iki bölümden oluşmakta.
Bu dantel gibi güzel şehri yaz ya da baharda gezmek, mutlaka çok daha keyifli ve güzelliklerle dolu olacaktır. Şimdiye kadar hiçbir seyahatimde bu kadar üşüdüğümü hatırlamıyorum. Dolayısıyla kışın gitmeyi önermiyorum. Dresden seyahatimizi bitirip, Berlin'e dönme vakti gelmişti ama biran önce trene binip ısınmak istiyordum.
